23 Aralık 2012 Pazar
Bir kadının göz yaşlarının akmasına sadece soğan değil, bazen bir hıyar da neden olabilir.
Şu 21 Aralık olayı cidden artık fazla abartılmaya başlanmıştı. Yani en sonunda yeminle ben de inandım. Tabi göt korkusu öyle bir şey ki direk sevap işleme çabalarına falan girdim. Hani "İnanmiyom ama belki kopar lan" gibisinden bi tırsmalar ayağını denk almalar işte. Her yerde 21 Aralık konuşuluyor. Herkes görüşlerini söylüyor. Her "İnanmıyorum" sözünden sonra içim rahatlarken "oldu ki koptu napacaz" sözünden sonra bir korku bir heyecana kapılmalar...
Yine boş dersin birinde oturmuş Çoban(İphone aldıktan sonra kullanmayı öğrenmesi baya zor olmustu. O yüzden arkadaşlar arasında İphone lu çoban diye dalga geçtiğimiz bir kız arkadaşımız), Ali Rıza ve ben bu konu hakkında konuşuyorduk. Biri diyor 21 Aralık cumaya geliyor; Sıçtık. Biri diyor yok öyle şey olur mu onların mayası bozuk falan. Ben iyice taktım kafaya. Hem korkuyorum. Hem de dalga falan geçiyorum. En sonunda indik üçümüz kantine. Okulun internetine bağlanıp benim telefonumdan araştırmaya başladık. Videolar izledik. Nasa'nın yaptığı açıklamaları okuduk. İçimize su serpildi tabii. Adamlar Dünya'ya çarpacak öyle bir gezegenin bulunmadığını, uydurma olduğunu falan açıklamış.
En sonunda hepimizin merakla beklediği '21 aralık' geldi çattı. Bütün gün korkuyla beklesem de tabiki de bir şey olmadı. Ve bir efsane daha böylece son bulmuş oldu..
Bu arada buraya Badem konusunda küçük bir sesleniş, bir iç dökme operasyonu yapmak istiyorum;
Lan hıyar! Madem biliyorsun kadınları ağlatan hıyardır neden hıyarlık yapıyorsun çocuk sen? Yani kendine düpedüz 'hıyar' demişin. Hadi diyelim cidden böyle düşünüyorsun. Twitter a böyle şeyler yazıyorsun yazıyorsun da neden uygulamıyorsun be gülüm! Allah'ın öküzü ben bile şuana kadar sana Hıyar demedim. Yüreğim el vermedi. Sen durdun durdun hıyarlığını ispatladın be. Ya ben ismini saklamak için neden sana Badem demişim ki. Kendin bile hıyar olduğunu kabul ediyorsun. şimdi geçip karşına 'badem gözlüm' desem "badem ne lan?" dersin. Ya kısaca özetlemek gerekirse sen hak etmiyorsun bu ilgiyi, sevgiyi. Sen böyle kibar romantik şeylere alışkın değilsin Hıyarım sana hayvan muamelesi yapmak gerek :*
Her şey bir yana Badem'i cidden çok özledim. Burnumda tütüyor. Sabahları servis beklerken belki görürüm diye on on beş dakika erken uyanıp hızla evden çıksam da ya çoktan gitmiş oluyor ya da bir kaç saniye içinde gidiyor. Onunla aynı yolda yürümek bile o kadar büyük bir nimetmiş. Bütün bunların değerini ondan uzak kalınca anladım. Biz 8 yıl boyunca her sabah daha güneş yeni doğarken aynı, sessiz, kimsesiz yolda birlikte yürürdük. Ancak bir defa bile konuşmadık birbirimizle. Ne o bana günaydın dedi. Ne de ben ona. Benim cesaretim olmuyordu. Peki ya onun? Onun tek sorunu benimle konuşmak istememesiydi. Bu okula geçtiğimden beri toplam 6 kişi çıkma teklifi etti. Onları geç sarkanlar iltifat edenler var bir sürü. Ben sana aşığım seni çok özlüyorum bütün bu erkeklerin hiç birini istemiyorum. Sadece seni istiyorum. Seni özlüyorum. Bin bıçak var sırtımda Biniyle de adaşsın. Bininin adı da 'Badem' Her biri hayran sana..
22 Aralık 2012 Cumartesi
Badem'siz, Yepyeni Bir Hayata Başladım, Mutluyum
Lise...
okula adımımı atar atmaz bir yabancılık hissi kaplamıştı içimi. Buna karşın etrafta tanıdığım birileri var mı diye deli gibi çevremi süzüyordum. Yoktu işte. Burada, Şekerpancarı'mdan uzak, Mırıl'ımdan uzak, Badem'imden uzak, başka, bambaşka biryerdeydim.
Aylarca onun için uğraşıp, sınavdan iyi bi not alması için kendimi paraladığım, Badem'i unutup mutlu olmasını sağladığım Ponpon Bademle dans ettiğimi öğrenince beni tek kalemde silmişti. Onun yüzünden buradaydım. ondan. Badem'den kaçmak istediğim için. Yeni bir hayat, yeni insanlar, yeni arkadaşlar istemiştim. Bir anlık sinirle yaptığım tercih işte beni buraya sürüklemişti. Sadece arkadaşlarımı değil, kendi karakterimi de kaybettiğimi hissediyordum.
Kafamı kaldırdım. Yeşil çantası, gri yağmurluğu ve tiger ayakkabıları... 'saç modelini değiştirmiş olmalı' dedim kendi kendime. Sonra durdum ve 'Badem?' diye fısıldadım şaşkınlıkla. İleriye doğru birkaç adım attım. O sırada çocuk bana doğru döndü. O Badem değildi. Saçları, kıyafetleri, çantası kesinlikle Badem'inkilere benzemiyordu. Başımı eğip yere baktım ve ayakkabımın ucuyla yerdeki taşı ittirmeye başladım. Gördüğüm ilk erkeği o sanmıştım. Meğer ne kadar da çok özlemiştim onu. Bana mezuniyet balosunda 'görüşürüz' demişti ama görüşememiştik işte. çenem titremeye başlamıştı. Ama hayır ağlamamalıydım. Buradaki insanları hiç tanımıyordum ve onlarım gözünde 'sulu göz' olmak istemiyordum.
Bu hiç bilmediğim okulda çok yalnızlık çekiyordum. sınıfım olduğu söylenen sıraya geçtim. '9-c' 9 mu? ne zaman? Nasıl? Ben 8-A'dan başka sınıf bilmem. Ben yapamazdım ki burada. Orada sınıfta tanıştığım bir kaç insanla bir kaç birşeyler konuştuk. Sınıf 28 kişilik, ikili oturanlar bile çok az, lüks, ferah bir sınıftı. Ben hariç herkes gruplar halinde oturmuş, gülüşüp hafta sonu planı yapıyorlardı. Nerede benim 8 yıllık kardeşlerim? Üç kişi oturduğumuz üzeri karalanmış, tahta sıralarımız? Küçük saçma kavgalarımız? Hepsi de elimden kayıp gitmişti işte. Artık geri dönüşü yoktu. İlkokul bitmişti. 8-A bitmişti. artık burada yalnızdım. Hepsinden çook uzakta...
1 ay bu salak, iğrenç okula gittim. Kabus gibi günler geçirdikten sonra sonunda ait olduğum yere döndüm. Okulumu nakil olarak değiştirerek D.anadolu lisesi'ne geçiş yaptım. Şeker pancarım da D. Anadolu Öğretmen Lisesi'nde ve bu iki okul aynı binadalar. Okulun ilk günü o kadar güzeldi ki. Tanıdığım özlediğim herkes burdaydı. Esra, eda, Şekerpancarı ve diğerleri. İşte bu noktada tek bir kişi eksikti. Badem'den bahsettiğimi sanıyorsunuz değilmi? Hayır o değil. Mırıl'ımı çok özlemiştim. Şekerpancarı'mın yanına gelmişti ama işte herşey tam değildi. Yine de burada en azından onlara yakın olduğuma seviniyordum.
İlk gün Şekerpancarı'm ve Esra beni arkadaşlarıyla tanıştırdılar. Zaten iki okulda da sadece 9. ve 10. sınıflar var sadece ve Esra 10. sınıf olduğundan dolayı bütün 10. sınıflarla kaynaştım ve ilk günden popüler oldum. 10. sınıflardan tanışıp hemen kanki olduğum birisine 'edward' diyicem çünkü gerçekten alacakaranlıktaki edwar'a benziyo. saçları, gözleri falan. hatta ten rengi de vampirler gibi beyaz. Bu okulu o kadar çok sevmiştim ki hemen ilk günden alışmaya başlamıştım. etrafda bi dolu yakışıklı çocuk vardı ve sevdiğim bütün arkadaşlarım buradaydı. Sınıftakilerle de hemen kaynaştım. Fakat bi tanesini gözüm tutmadı... 'SARINATAŞA' Ya arkadaş bi insan bu kadar mı orospu olabilir. geldiğim günden beri bakıyorum herkese yavşıyo. yankında bana da yavşıycak lan korkuyorum. Sınıfa hangi arkadaşım gelse hemen yakınlık kurmaya çalışıyo. Ya olum o benim arkadaşım bana gelmiş sen ne geliyosun ya orospu! Mesela Edward bizim sınıfa çok geliyor. Bazen de Abdus filan. Ya bu mal benim bu arkadaşlarım ne zaman sınıfa 'BENİM' yanıma gelse anında damlıyor. 'ihimihihimihi ay edward çok komiksin çok gıcıksın ihimihihi' halbuki çocuk onunla dalga geçiyor bu beyinsiz anlamıyor çocuğa vuruyo 'yaağğğ' diye yapmacık, iğrenç, itici bi ses çıkartıyor bir de. Şeytan diyor çak şunun ağzının ortasına. Ya olum o benim arkadaşım bir rahat bırak istemiyoruz seni siktir git ya.
Sınıfta ilk günler sadece Candace ile takılıyordum. Zaten o geçen yıl bizim okulda, Badem'in sınıfındaydı. Sonra Gam, Betül ile, İkkolata ile, Kerim ile çok yakın arkadaş olduk. Benim okula ilk geldiğim hafta bütün hafta boyunca sınıfta bi çocuk eksikti. Herkes yoklama alınırken onun ismi geçtiğinde 'o amerika'ya gitti hocam yea' diyordu. 'lan' dedim. "bu çocuk kesin götü kalkık kendini beğenmiş birşeydir" İşte ben çocuğu merak ettim. Gam'a falan sordum. Dedim Amerika'ya gidiyosa havalıdır. Bi fotosuna bakim. Gam ismini Facebook'un arama yerine yazdı. "dur" dedim. "ahanda ben bu gerizekalıyı tanıyorum. bu mal bana geçen yıl çıkma teklifi etmişti" İşte konuşuyoruz. Ay o çok salak ay şöyle ay böyle. Ben beklemeye başladım bunun dönmesini. İçimden diyorum ki dönse de bi dalga geçsem. Alper le falan hep arkasından konuşurduk korkağın tekiymiş falan. İşte bi hafta geçti. Pazartesi günü iple çekiyorum. Derse girdik. Bu hala gelmedi. Sonra birinci dersin ortalarına doğru sınıfın kapısından tanımadığpım bi çocuk girdi. Herkes sesleniyo 'vay Amerikalı gelmiş. Oo amerikalı çocuk' falan diye böyle gerizekalı şeyler. Şu salağı iyice bi süzüyim dedim baktım cidden tipten mallık akıyo. İşte böyle bunu görüp merakımı giderdikten sonra boşverdim. Normal takılıyorum. Yanlız okulda bi çocuk var. Arkadaşımın geçen yıl hoşlandığı çocuk. işte ben buna bakıyorum bu çocukta bana bakıyo filan bununla kesişiyoruz. Ama bende bir vicdan amk bir vicdan. Rüyalarıma giriyor işte Ponponla Badem aklıma geliyor. Diyorum ben nasıl bir arkadaşım bu insanlığa bile sığmıyor. İşte ben böyle diye diye bu çocuktan soğudum.
Diğer yandan bu Amerikalı'ya gıcık kapıyorum Betül'lerle takılmıyorum o var diye. İşte aradan bi kaç hafta geçti bu beni feysten ekledi. Bi de mesaj attı. Böyle konuşmaya başladık. Ben dedim tamam işte dalga geçiyim şununla. Lan Allah Kahretmesin. Bildiğin rezil oldum. Meğer geçen yıl bana çıkma teklifi eden, alperleri kavgaya çağırıp gitmeyen bu mal değilmiş de bunun 'Fake' hesabındaki bi kızmış. Arkadaş nasıl rezil oldum nasıl rezil oldum. Anında kıvırmaya başladım. 'Hıı ay o kız benim de 'Fake' mi açmıştı. Ay salak o neyse neyse kapatalım konuyu nasıl olsa sen değilmişsin ihihi' Böylece bu Amerikalı ile konuşmaya başladık. Arkadaş olduk falan. Şimdi sınıfta en iyi anlaştığım insanlardan birisi. Yani burdan ders çıkarılması gereken şu; İnsanlara asla ön yargıyla yaklaşmayın. Onları tam olarak tanımadan onun hakkında bir görüş belirtmeyin. Amerikalı'yı abaza, kendini beğenmiş ve malın teki sanıyordum fakat hiç de öyle değilmiş. Gerçi hala Malın önde gideni o ayrı.
Bugünlük benden bu kadar. Umarım siz de ait olduğunuz yerdesinizdir... :)
okula adımımı atar atmaz bir yabancılık hissi kaplamıştı içimi. Buna karşın etrafta tanıdığım birileri var mı diye deli gibi çevremi süzüyordum. Yoktu işte. Burada, Şekerpancarı'mdan uzak, Mırıl'ımdan uzak, Badem'imden uzak, başka, bambaşka biryerdeydim.
Aylarca onun için uğraşıp, sınavdan iyi bi not alması için kendimi paraladığım, Badem'i unutup mutlu olmasını sağladığım Ponpon Bademle dans ettiğimi öğrenince beni tek kalemde silmişti. Onun yüzünden buradaydım. ondan. Badem'den kaçmak istediğim için. Yeni bir hayat, yeni insanlar, yeni arkadaşlar istemiştim. Bir anlık sinirle yaptığım tercih işte beni buraya sürüklemişti. Sadece arkadaşlarımı değil, kendi karakterimi de kaybettiğimi hissediyordum.
Kafamı kaldırdım. Yeşil çantası, gri yağmurluğu ve tiger ayakkabıları... 'saç modelini değiştirmiş olmalı' dedim kendi kendime. Sonra durdum ve 'Badem?' diye fısıldadım şaşkınlıkla. İleriye doğru birkaç adım attım. O sırada çocuk bana doğru döndü. O Badem değildi. Saçları, kıyafetleri, çantası kesinlikle Badem'inkilere benzemiyordu. Başımı eğip yere baktım ve ayakkabımın ucuyla yerdeki taşı ittirmeye başladım. Gördüğüm ilk erkeği o sanmıştım. Meğer ne kadar da çok özlemiştim onu. Bana mezuniyet balosunda 'görüşürüz' demişti ama görüşememiştik işte. çenem titremeye başlamıştı. Ama hayır ağlamamalıydım. Buradaki insanları hiç tanımıyordum ve onlarım gözünde 'sulu göz' olmak istemiyordum.
Bu hiç bilmediğim okulda çok yalnızlık çekiyordum. sınıfım olduğu söylenen sıraya geçtim. '9-c' 9 mu? ne zaman? Nasıl? Ben 8-A'dan başka sınıf bilmem. Ben yapamazdım ki burada. Orada sınıfta tanıştığım bir kaç insanla bir kaç birşeyler konuştuk. Sınıf 28 kişilik, ikili oturanlar bile çok az, lüks, ferah bir sınıftı. Ben hariç herkes gruplar halinde oturmuş, gülüşüp hafta sonu planı yapıyorlardı. Nerede benim 8 yıllık kardeşlerim? Üç kişi oturduğumuz üzeri karalanmış, tahta sıralarımız? Küçük saçma kavgalarımız? Hepsi de elimden kayıp gitmişti işte. Artık geri dönüşü yoktu. İlkokul bitmişti. 8-A bitmişti. artık burada yalnızdım. Hepsinden çook uzakta...
1 ay bu salak, iğrenç okula gittim. Kabus gibi günler geçirdikten sonra sonunda ait olduğum yere döndüm. Okulumu nakil olarak değiştirerek D.anadolu lisesi'ne geçiş yaptım. Şeker pancarım da D. Anadolu Öğretmen Lisesi'nde ve bu iki okul aynı binadalar. Okulun ilk günü o kadar güzeldi ki. Tanıdığım özlediğim herkes burdaydı. Esra, eda, Şekerpancarı ve diğerleri. İşte bu noktada tek bir kişi eksikti. Badem'den bahsettiğimi sanıyorsunuz değilmi? Hayır o değil. Mırıl'ımı çok özlemiştim. Şekerpancarı'mın yanına gelmişti ama işte herşey tam değildi. Yine de burada en azından onlara yakın olduğuma seviniyordum.
İlk gün Şekerpancarı'm ve Esra beni arkadaşlarıyla tanıştırdılar. Zaten iki okulda da sadece 9. ve 10. sınıflar var sadece ve Esra 10. sınıf olduğundan dolayı bütün 10. sınıflarla kaynaştım ve ilk günden popüler oldum. 10. sınıflardan tanışıp hemen kanki olduğum birisine 'edward' diyicem çünkü gerçekten alacakaranlıktaki edwar'a benziyo. saçları, gözleri falan. hatta ten rengi de vampirler gibi beyaz. Bu okulu o kadar çok sevmiştim ki hemen ilk günden alışmaya başlamıştım. etrafda bi dolu yakışıklı çocuk vardı ve sevdiğim bütün arkadaşlarım buradaydı. Sınıftakilerle de hemen kaynaştım. Fakat bi tanesini gözüm tutmadı... 'SARINATAŞA' Ya arkadaş bi insan bu kadar mı orospu olabilir. geldiğim günden beri bakıyorum herkese yavşıyo. yankında bana da yavşıycak lan korkuyorum. Sınıfa hangi arkadaşım gelse hemen yakınlık kurmaya çalışıyo. Ya olum o benim arkadaşım bana gelmiş sen ne geliyosun ya orospu! Mesela Edward bizim sınıfa çok geliyor. Bazen de Abdus filan. Ya bu mal benim bu arkadaşlarım ne zaman sınıfa 'BENİM' yanıma gelse anında damlıyor. 'ihimihihimihi ay edward çok komiksin çok gıcıksın ihimihihi' halbuki çocuk onunla dalga geçiyor bu beyinsiz anlamıyor çocuğa vuruyo 'yaağğğ' diye yapmacık, iğrenç, itici bi ses çıkartıyor bir de. Şeytan diyor çak şunun ağzının ortasına. Ya olum o benim arkadaşım bir rahat bırak istemiyoruz seni siktir git ya.
Sınıfta ilk günler sadece Candace ile takılıyordum. Zaten o geçen yıl bizim okulda, Badem'in sınıfındaydı. Sonra Gam, Betül ile, İkkolata ile, Kerim ile çok yakın arkadaş olduk. Benim okula ilk geldiğim hafta bütün hafta boyunca sınıfta bi çocuk eksikti. Herkes yoklama alınırken onun ismi geçtiğinde 'o amerika'ya gitti hocam yea' diyordu. 'lan' dedim. "bu çocuk kesin götü kalkık kendini beğenmiş birşeydir" İşte ben çocuğu merak ettim. Gam'a falan sordum. Dedim Amerika'ya gidiyosa havalıdır. Bi fotosuna bakim. Gam ismini Facebook'un arama yerine yazdı. "dur" dedim. "ahanda ben bu gerizekalıyı tanıyorum. bu mal bana geçen yıl çıkma teklifi etmişti" İşte konuşuyoruz. Ay o çok salak ay şöyle ay böyle. Ben beklemeye başladım bunun dönmesini. İçimden diyorum ki dönse de bi dalga geçsem. Alper le falan hep arkasından konuşurduk korkağın tekiymiş falan. İşte bi hafta geçti. Pazartesi günü iple çekiyorum. Derse girdik. Bu hala gelmedi. Sonra birinci dersin ortalarına doğru sınıfın kapısından tanımadığpım bi çocuk girdi. Herkes sesleniyo 'vay Amerikalı gelmiş. Oo amerikalı çocuk' falan diye böyle gerizekalı şeyler. Şu salağı iyice bi süzüyim dedim baktım cidden tipten mallık akıyo. İşte böyle bunu görüp merakımı giderdikten sonra boşverdim. Normal takılıyorum. Yanlız okulda bi çocuk var. Arkadaşımın geçen yıl hoşlandığı çocuk. işte ben buna bakıyorum bu çocukta bana bakıyo filan bununla kesişiyoruz. Ama bende bir vicdan amk bir vicdan. Rüyalarıma giriyor işte Ponponla Badem aklıma geliyor. Diyorum ben nasıl bir arkadaşım bu insanlığa bile sığmıyor. İşte ben böyle diye diye bu çocuktan soğudum.
Diğer yandan bu Amerikalı'ya gıcık kapıyorum Betül'lerle takılmıyorum o var diye. İşte aradan bi kaç hafta geçti bu beni feysten ekledi. Bi de mesaj attı. Böyle konuşmaya başladık. Ben dedim tamam işte dalga geçiyim şununla. Lan Allah Kahretmesin. Bildiğin rezil oldum. Meğer geçen yıl bana çıkma teklifi eden, alperleri kavgaya çağırıp gitmeyen bu mal değilmiş de bunun 'Fake' hesabındaki bi kızmış. Arkadaş nasıl rezil oldum nasıl rezil oldum. Anında kıvırmaya başladım. 'Hıı ay o kız benim de 'Fake' mi açmıştı. Ay salak o neyse neyse kapatalım konuyu nasıl olsa sen değilmişsin ihihi' Böylece bu Amerikalı ile konuşmaya başladık. Arkadaş olduk falan. Şimdi sınıfta en iyi anlaştığım insanlardan birisi. Yani burdan ders çıkarılması gereken şu; İnsanlara asla ön yargıyla yaklaşmayın. Onları tam olarak tanımadan onun hakkında bir görüş belirtmeyin. Amerikalı'yı abaza, kendini beğenmiş ve malın teki sanıyordum fakat hiç de öyle değilmiş. Gerçi hala Malın önde gideni o ayrı.
Bugünlük benden bu kadar. Umarım siz de ait olduğunuz yerdesinizdir... :)
17 Aralık 2012 Pazartesi
Exlerin Doom Günüsü Kutlanmaz
Ya senin derdin ne olum??!! Niye doğdun keşke doğmasaydın mal beyinsiz mi deseydim yani? Bunu mu istiyosun he bunu mu? İyiki doğdun dedik insan bi teşekkür eder dimi. 'Sağol' yazsaydın. Bi sağol yazsan ölürmüsün kıt kafa. Aylardan beri Badem yüzüne hasretiz zaten bi de doğum gününü kutluyoruz cevap vermiyosun. Terbiyesiz pislik. Ya hepsini geçtim 'eyvallah bacım' desen bile razıydım. Ya hadi o da fazla bi 'Tşk' yazaydın. yoook. daha bitti. artık bademli çikolata bile yemem ben.. defol git daha da bittin benim için. umrumda bile değilsin gerizekalı iqsuz! bbbbbNOT: Şuan Badem'li çikolata yiyorum(KOMİK DEĞİL)
11 Aralık 2012 Salı
Her Hikayenin bir Sonu vardır. Badem'in Yok
karne günü. 8 senenin bittiği gün. bütün kardeşliklilerin arkadaşlıkların bittiği gün. bizi ayıran gün. badem i benden ayıran gün... o kadar cok göz yası doktum o kadar cok ağladım ki gözümü kaplayan yas tabakasından etrafı göremez hale geldim. gördüğüm herkese sarılıp omzunda salya sümük agladım ve karsımdakı kısıyı de ağlattım.... ben öyle deli gibi hıçkıra hıçkıra ağlarken birden kafamı kaldırdım ve koridorun sonunda bana bakan bir çift badem göz gördüm. sanki yanıma gelip teselli etmek istiyorda gelemiyormuş gibiydi. ona koşup sarılmak istiyordum. bunu deli gibi istiyordum! hep istemiştim aslında. herşeye rağmen ona sarılınca herşeyi unutmayı... ama hiç bi zaman olmadı ve olmayacakta...
okullar kapandıktan hemen sonra sbs sınavı vardı ve gercekten çok güzel geçti. mesela ingilizceden 6 yanlışım 2 boşum var (15 sorudan) ayy ne kadan güzel dimi imrendiniz kıskandınız bak biliyom neyse işte iki gün daha geçti ve geldik pazartesi gününe. mezuniyet balosuna... mor elbisemi, mor topuklu ayakkabılarımı giyip saçımı yaptırdım.. herkes bir peri kızı gibi oldugumu söylüyordu.. oraya en son biz gidelim dedik ve babamla beraber Şekerpancarımı alıp balomuzun olacagı yere gıttık. arabanın kapısını actım, ayagımı dısarı atıp kafamı kaldırdım. ilk gördügüm yüz onun yuzuydu. anında gözgöze gelmiştik; BADEM. ellerini birleştirip gülümseyerek hoş geldiniz dedi. arabadan cıkıp asilce gülümsedim ve hoşbulduk dedim. babam gidince Şekerpancarıyla beraber içeri geçtik. hani en son biz gelecektik, herkes bize bakacaktı ya. işte hiç de öyle olmadı biz havalı havalı yürürken içeri bir girdik. amk masalar bomboş! mal gibi ilk biz gelmişiz. durup gözlerimi kapadım. şuan gercekten şişik bir balonun sönerken cıkardığı ses bizden de çıkıyor olmalıydı. gerçekten havamız sönmüştü. mal mal etrafa bakarak bi masaya oturduk. az sonra badem ve arkadası yanımıza geldi. gerizekalı bi şekilde tebessüm ederek "ihihi ay ilk biz geldik sanırıııım" dedim. sorunun mallıgından da belli olduğu gibi halim çok kötüydü. ama asaletimden ödün vermemeye çalışarak omuzlarımı dikleştirip kafamı kaldırdım elimi çantamın üstüne koydum. o sırada badem durdu masaya oturdu osmanla birlikte. ve Şekerepancarı'na "elbisen çok güzelmiş" dedi. ben de hem badem e hem de Şekerpancarı na pis bi bakış atıp "hıııh" dedim -içimden- sonra osman bana dönüp "kanki sende güzel olmuşsun" dedi. hay kahretmesin. ben bunu beklemiyordum ki! sende güzelsin ne demek?! badem Şekerpancarı'na nasıl elbisen çok güzel der!!!! sonra Şekerpancarı döndü ve Bademime "sen de çok yakışıklı olmuşsun" dedi. Heeeeyy ben görünmezmiyim acabaa??? ŞEKERPANCARIM BADEM BENİM UNUTTUN MU?! bu cümleyi duyduktan sonra gözlerim faltaşı gibi açıldı. anında osmana dönerek "sen daha yakışıklısın kanka emin ol" dedim. Şekerpancarı gülmeye başladı. o sırada gözgöze geldik ve yüzünde ağlamaklı bir surat ifadesi belirdi. tabiiki de ona yapıcaklarımı görmüştü gözlerimde. işte sonra biz dördümüz salak salak oturmaya başladık. sonra diğerleri de geldi. ayrı bi masaya geçtik. fakat Badem ayaktaydı ve kendine oturcak yer arıyodu. tam yanımdaki sandalyeyi açmışken Börtü Ozan'ı yanındaki sandalyeden ittirip Badem e seslendi "ay badem gel canım gel gel burası booooooş" yemin ediyorum ağzının ortasına çakıcaktım malın. üstelik sevgilisi de var!! ve baloda!! neyse işte yemek yedik falan beni dansa bi kaç kişi kaldırdı falan ayakkabılarımla badem i pancarı siktir ettim ve platform topuklarla halay çekmeye başladım. aheyahey kimse umrumda değil falan. bi baktım benim pancar hep Badem le. yok dans ediyolar yok halay çekiyolar. gözlerime bir ateş düştü. alevlerden etrafı göremiyorum. tuttum aleyna nın kolundan koştura koştura tuvalete gittik. kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. aynanın karşısına geçtim kafamı eğdim. "yine aynısı olacak biliyormusun aleyna?" dedim. sadece susmuştu. "yarın sabah pancarı arayacağım ve o bana 'Badem bana çıkma teklifi etti diyecek. Kahretsin!" kafamı kaldırdım ve aynaya baktım. saçım, makyajım, kıyafetim.. hepsi Badem içindi. güzel olursam belki bugünlük beni sever demiştim. ama sevmemişti işte. en yakın arkadaşımla dans ediyordu. birden sinirlendim ve tuvaletten çıkıp geri döndüm. öylece oturdum hiç kalkmadım ayağa. durup düşündüm. her zaman yaptığım gibi. zaman öyle akıp gitti ve 'son dans şarkısı' çalacağını söylediler. umutsuzdum. son şarkıydı işte bitmişti. salak gibi çantamdan aynamı ve rujumu çıkarttım. ruju dudaklarıma götürdüm tam sürecekken arkamdan bi ses geldi "melingacığım dans etmek istermisin?" ruju aynayı bırakıp kafamı çevirdim. hafifçe eğilmiş, tek elini uzatmış, Badem gözleriyle bana bakıyordu. gelmişti. benimle dans etmek istiyordu. ağlamak istedim önce. sonra da kahkahalarla gülmek.. elimi uzattım ve piste çıktık. ona ilk defa bu kadar yakındım. ilk defa gözlerimizi çevirmiyorduk birbirimizden. gözlerimizin içine bakıyorduk öyle. sonra ben kafamı eğip güldüm "bu kadar topukluyla anca yetişmişim sana" dedim. "e olsun o kadar" dedi. sesi Badem. gözleri Badem. gülüşü Badem. meğer burnumu dibindeyken bile özlüyormuşum onu. o kafasını çevirdi ve yana baktı. bense onun ensesindeki saçları okşadım, yüzünü inceledim. hem onu izliyor hem de ona şiir fısıldıyordum..
"Aşkı hür bırakmak gerekirmiş..
çünkü o kanatlanıp. gökyüzünde uçarken güzel.
belki de hatam buydu benim.
aşkımı hür bırakamadım.
bu geceye kadar kelepçe vurup,
kalbimin en karanlık atmışım meğer onu..
Sevginin dünyanın en güzel şeyi olduğunu
Bu gece anladım.."
birden dönüp bana baktı gözlerimi çevirmedim. sonra tekrar kafamı eğip ayaklarımıza bakıp sırıttım.
"Bunu benden önce yapması gereken biri için neden yaptım bilemiyorum.
o benim gözümün önünde sana dokunurken ben hep sizi izlerdim..
ve o aşk o kör karanlık zindanlarda hep ağladı. kahretti
ama bak başarmış işte sevgilim
yaptığım hataya rağmen 'aşk' beni affetti.
Bu gece yaşadığım en güzel geceydi."
şarkı bitti. dans durdu. tahmin ettiğimden de kısa sürmüştü sanki. herkes dağılıyordu birbirleriyle vedalaşıyordu. bizde herkesle vedalaştık ve sonra Badem le karşı karşıya kaldık. elimi sıktı yanağımı öptü. ve "görüşürüz" dedi. ben de "görüşürüz" diye fısıldadım. Görüşürüz. yani belki birgün yine görüşürüz BADEM.. Hoşcakal Sevdiğim
*MUTLU SON*
okullar kapandıktan hemen sonra sbs sınavı vardı ve gercekten çok güzel geçti. mesela ingilizceden 6 yanlışım 2 boşum var (15 sorudan) ayy ne kadan güzel dimi imrendiniz kıskandınız bak biliyom neyse işte iki gün daha geçti ve geldik pazartesi gününe. mezuniyet balosuna... mor elbisemi, mor topuklu ayakkabılarımı giyip saçımı yaptırdım.. herkes bir peri kızı gibi oldugumu söylüyordu.. oraya en son biz gidelim dedik ve babamla beraber Şekerpancarımı alıp balomuzun olacagı yere gıttık. arabanın kapısını actım, ayagımı dısarı atıp kafamı kaldırdım. ilk gördügüm yüz onun yuzuydu. anında gözgöze gelmiştik; BADEM. ellerini birleştirip gülümseyerek hoş geldiniz dedi. arabadan cıkıp asilce gülümsedim ve hoşbulduk dedim. babam gidince Şekerpancarıyla beraber içeri geçtik. hani en son biz gelecektik, herkes bize bakacaktı ya. işte hiç de öyle olmadı biz havalı havalı yürürken içeri bir girdik. amk masalar bomboş! mal gibi ilk biz gelmişiz. durup gözlerimi kapadım. şuan gercekten şişik bir balonun sönerken cıkardığı ses bizden de çıkıyor olmalıydı. gerçekten havamız sönmüştü. mal mal etrafa bakarak bi masaya oturduk. az sonra badem ve arkadası yanımıza geldi. gerizekalı bi şekilde tebessüm ederek "ihihi ay ilk biz geldik sanırıııım" dedim. sorunun mallıgından da belli olduğu gibi halim çok kötüydü. ama asaletimden ödün vermemeye çalışarak omuzlarımı dikleştirip kafamı kaldırdım elimi çantamın üstüne koydum. o sırada badem durdu masaya oturdu osmanla birlikte. ve Şekerepancarı'na "elbisen çok güzelmiş" dedi. ben de hem badem e hem de Şekerpancarı na pis bi bakış atıp "hıııh" dedim -içimden- sonra osman bana dönüp "kanki sende güzel olmuşsun" dedi. hay kahretmesin. ben bunu beklemiyordum ki! sende güzelsin ne demek?! badem Şekerpancarı'na nasıl elbisen çok güzel der!!!! sonra Şekerpancarı döndü ve Bademime "sen de çok yakışıklı olmuşsun" dedi. Heeeeyy ben görünmezmiyim acabaa??? ŞEKERPANCARIM BADEM BENİM UNUTTUN MU?! bu cümleyi duyduktan sonra gözlerim faltaşı gibi açıldı. anında osmana dönerek "sen daha yakışıklısın kanka emin ol" dedim. Şekerpancarı gülmeye başladı. o sırada gözgöze geldik ve yüzünde ağlamaklı bir surat ifadesi belirdi. tabiiki de ona yapıcaklarımı görmüştü gözlerimde. işte sonra biz dördümüz salak salak oturmaya başladık. sonra diğerleri de geldi. ayrı bi masaya geçtik. fakat Badem ayaktaydı ve kendine oturcak yer arıyodu. tam yanımdaki sandalyeyi açmışken Börtü Ozan'ı yanındaki sandalyeden ittirip Badem e seslendi "ay badem gel canım gel gel burası booooooş" yemin ediyorum ağzının ortasına çakıcaktım malın. üstelik sevgilisi de var!! ve baloda!! neyse işte yemek yedik falan beni dansa bi kaç kişi kaldırdı falan ayakkabılarımla badem i pancarı siktir ettim ve platform topuklarla halay çekmeye başladım. aheyahey kimse umrumda değil falan. bi baktım benim pancar hep Badem le. yok dans ediyolar yok halay çekiyolar. gözlerime bir ateş düştü. alevlerden etrafı göremiyorum. tuttum aleyna nın kolundan koştura koştura tuvalete gittik. kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. aynanın karşısına geçtim kafamı eğdim. "yine aynısı olacak biliyormusun aleyna?" dedim. sadece susmuştu. "yarın sabah pancarı arayacağım ve o bana 'Badem bana çıkma teklifi etti diyecek. Kahretsin!" kafamı kaldırdım ve aynaya baktım. saçım, makyajım, kıyafetim.. hepsi Badem içindi. güzel olursam belki bugünlük beni sever demiştim. ama sevmemişti işte. en yakın arkadaşımla dans ediyordu. birden sinirlendim ve tuvaletten çıkıp geri döndüm. öylece oturdum hiç kalkmadım ayağa. durup düşündüm. her zaman yaptığım gibi. zaman öyle akıp gitti ve 'son dans şarkısı' çalacağını söylediler. umutsuzdum. son şarkıydı işte bitmişti. salak gibi çantamdan aynamı ve rujumu çıkarttım. ruju dudaklarıma götürdüm tam sürecekken arkamdan bi ses geldi "melingacığım dans etmek istermisin?" ruju aynayı bırakıp kafamı çevirdim. hafifçe eğilmiş, tek elini uzatmış, Badem gözleriyle bana bakıyordu. gelmişti. benimle dans etmek istiyordu. ağlamak istedim önce. sonra da kahkahalarla gülmek.. elimi uzattım ve piste çıktık. ona ilk defa bu kadar yakındım. ilk defa gözlerimizi çevirmiyorduk birbirimizden. gözlerimizin içine bakıyorduk öyle. sonra ben kafamı eğip güldüm "bu kadar topukluyla anca yetişmişim sana" dedim. "e olsun o kadar" dedi. sesi Badem. gözleri Badem. gülüşü Badem. meğer burnumu dibindeyken bile özlüyormuşum onu. o kafasını çevirdi ve yana baktı. bense onun ensesindeki saçları okşadım, yüzünü inceledim. hem onu izliyor hem de ona şiir fısıldıyordum..
"Aşkı hür bırakmak gerekirmiş..
çünkü o kanatlanıp. gökyüzünde uçarken güzel.
belki de hatam buydu benim.
aşkımı hür bırakamadım.
bu geceye kadar kelepçe vurup,
kalbimin en karanlık atmışım meğer onu..
Sevginin dünyanın en güzel şeyi olduğunu
Bu gece anladım.."
birden dönüp bana baktı gözlerimi çevirmedim. sonra tekrar kafamı eğip ayaklarımıza bakıp sırıttım.
"Bunu benden önce yapması gereken biri için neden yaptım bilemiyorum.
o benim gözümün önünde sana dokunurken ben hep sizi izlerdim..
ve o aşk o kör karanlık zindanlarda hep ağladı. kahretti
ama bak başarmış işte sevgilim
yaptığım hataya rağmen 'aşk' beni affetti.
Bu gece yaşadığım en güzel geceydi."
şarkı bitti. dans durdu. tahmin ettiğimden de kısa sürmüştü sanki. herkes dağılıyordu birbirleriyle vedalaşıyordu. bizde herkesle vedalaştık ve sonra Badem le karşı karşıya kaldık. elimi sıktı yanağımı öptü. ve "görüşürüz" dedi. ben de "görüşürüz" diye fısıldadım. Görüşürüz. yani belki birgün yine görüşürüz BADEM.. Hoşcakal Sevdiğim
*MUTLU SON*
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
