20 Ocak 2013 Pazar

Büyük buluşma

Heyecandan gebermek üzereyim! Bu gün kanlı canlı limon u gördüm. Allah'ım kalbim durucak. Az önce de ona mesaj attım. Eğer bu sefer de cevap atmazsa daha hiç takmam. Kalbim güm güm atıyo. Allah'ım Allah'ım lütfen mesaj atsın ve ben ona posta koyayım.
     Herşey şöyle oldu. Bugün True, Esra, Ümran dışarı çıktık. Bu Limonların okulunda okuyan bir arkadaşımız vardı. Onun yanına gidip Limon'un resmini gösterdim. 'evet bu çocuğu tanıyorum çok yavşak' dedi. Tabii benim moralim alt üst oldu. Gerçi bunu duyacağımı biliyordum çünkü hiç üşenmeyip arkadaş listesindeki bütün kızların fotoğraflarına tek tek bakmıştım. hepsinin de bütün fotoğraflarını beğenmiş şerefsiz. Yani bu mal her önüne gelene yavşıyo ve ben cidden onun kibarlığına bana karşı olan inancına feci inanmışım.
    İşte bu arkadaşımızın evinden çıkıp siteye doğru yürüyorduk. Esra "Liman mu o?" diye beni sarstı birden bire. Kafamı kaldırıp baktım. Gerçekten de oydu. Kalbim deli gibi çarpmaya başlamıştı. Bunlar beni dinlemeyip peşinden koşmaya başladılar. Ben feryat ediyorum yalvarıyorum "lütfen koşmayın görecek" diye. bunlar hiç takmıyorlar. Zaten bir önceki gün saçımı kestirmiştim. Saçlarım kabarık, fondoten sürmeyi unutmuşum, bok gibiyim! bir arkasını dönse baksa rezillik! İşte bunu takip ettik falan. bu gitti bir apartmana girdi. tam bu apartmanın önünde de banklar var, biz de o banklara oturduk ve beklemeye başladık. ben saçımı yapmaya çalışıyorum. önünü kıvırıyorum falan. Sonra ŞekerPancarı'm geldi ve onunla birlikte saçımı bi şekle sokmayı becerdim. Ellerim titriyo onun apartmandan çıkmasını bekliyoruz. Oturup konuşmaya başladık. Ben bir sürü tembih ediyorum işte bakmayın, konuşmaya devam edin, onun hakkında bişey demeyin gibisinden.. Sonra beklenen an geldi ve bu apartmandan çıktı! Bize doğru dönüp bakmadı. Hele beni hiç görmedi. Görseydi belki tanırdı. Ama ben onu tanıdım.. Bütün resimlerini ezberlemiştim zaten, bütün yüz hatlarını, dudağının yanındaki beni.. Yanağındaki kızarıkları.. "Evet" dedim "evet bu o. Limon" Susup  kafamı eğdim. Moralim iyice bozulmuştu. "Resimlerdeki kadar tatlı değilmiş" dediler. Umrumda değildi. Tipsiz olması değil, burda onu görüp onunla konuşamamak, ona selam verememek acıtmıştı canımı. Ben onu her haliyle sevmiştim. 3 haftada. Tam 3 haftada, yüzünü bile görmeden aşık olmuştum ona. Ve tam onu unuturken karşıma çıkıp yaralarımı deşmişti.
    Eve gelince de her şeyi boş verip mesaj attım "tanıdın mı bugün beni? ya da gördün mü?" diye. Laf olsun işte. Beni görmediğini biliyordum. 1 ay sonra belki bugün bu mesajıma cevap verir. Kim bilir belki de bu sefer ondan intikamımı alırım

19 Ocak 2013 Cumartesi

Depresyondayım Unutuldum

Limon.. Acaba beni hiç özledi mi? Hiç pişman oldu mu? Hiç bana bir kaç cümle mesaj yazıp sonra yüzü olmadığından sildi mi mesajı. Nedense sürekli onun beni özlediğine inandırmaya çalışıyorum kendimi. Bu herkesi kendim gibi sandığımdan kaynaklanıyo olsa gerek. Gündüzleri çok mutluyken ve onu hiç düşünmüyorken geceleri onun için hüngür hüngür ağlıyordum. Neden olmadı? Neden gitti? Olsaydı çok mutlu olurduk. Belki de sorun bendedir çocuğu çok sıktım ve benden bunaldı.
        Böyle bir dönemde kendimi suçlamam o kadar yanlış ki. Sürekli onu haklı çıkarmaya çalışıp kendimi üzüyorum. Ama hayır. Sorun tamamen onda. Benden iyisini mi bulucak gerizekalı. 7 MİLYAR İNSAN VARKEN SADECE SENİN MESAJINI BEKLİYORUM BE ADAM! 28 gün oldu insafsız! Daha ne ağlarım ne özlerim. Zaten depresyon şeysim bitti sınav haftasıyla beraber. Hem yarıyıl tatili de geldi. Artık Uludağ da alışveriş merkezlerinde filan ful yakışıklı çocukları keserim. Sana mı kaldım düdük.
        Yani sonuç olarak artık yanlızlığın dibine vurdum. Aslında diğer yandan 'Yanlızlık' özgürlük demek. yalnızlık bütün yakışıklıları kesmek demek. Böyle yaşamak emin olun daha güzel.
       Diğer yandan Badem in götü tavanı delmiş. Balo da ŞekerPancarı'na 'kardeşim' gibi şeyler söylemesine rağmen liseye geçince ne onun ne benim yüzümüze bile bakmıyo. Gerçekten kendini Prens Harry, William filan sanıyo bu salak. Ha. HA HA HA. Gerizekalı. Bi de kendi gibi çirkin bi sevgili bulmuş kıçıma kaş göz çizsem daha güzel olur ondan. Tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş işte.
      Herşey bir yana artık sınavlarda bittiğine göre kahvemi alıp yağmuru izleyebilir, rahatca sims oynaya bilir, ÇOK özlediğm Mırıl'ımla buluşup takılabilir, Kekoliçe'yle Föndü keyfi yapabilirim....
Unutmayın,sizi her zaman erkeklerden daha çok mutlu edicek şeyler vardır.

12 Ocak 2013 Cumartesi

GÖZ YAŞI SENDROMU

Erkeklere güvenilmeyeceğini en iyi bilen insanım fakat her seferinde güvenip inanıyorum onlara. Yaptıkları herşeyi unutup tekrardan sevebiliyorum onları. Bu son zamanlarda olan biten herşeyi içime atıp hep güldüm. Hayat kusursuz olamaz dedim kendime. 'sen fazla mükemmelliyetçisin Melinga' Kendimden bile sakladığım, problemlerim, dertlerim oldu. En ihtiyacım olduğu anda hayatıma giren ve en zor anımda söylemeden def olup giden bir erkeği unutma çabasına bile girmemiştim. "o kimdi ki ben ona bir kaç haftada aşık olmuş olamam!" İsminin ve soyisminin baş harflerini sıraya yazıp hayran hayran seyretmiştim o gün. Limon gibiydi o. Rengi çok güzel, görünüşü albenili ama içi ekşi. Bana o kadar kibar ve iyi davranıyordu ki sanırım bu yüzden hemen ona bağlandım. Bir kaç saat mesaj atmasa da üzülüp korkuyordum. Ama yine de ona o kadar çok güveniyordum ve bana mesaj atacağına o kadar çok inanıyordum ki. onu hep bekledim. Fakat o korktuğum şeyi yapmıştı. Mesajlarıma kasıtlı cevap vermediğini "görüldü" yazısını görünce anladım. Telefonun ekranına mal mal bakıyor anlamaya çalışıyordum. 1 gün olmuştu. 1 günden beri bana cevap vermiyordu. Sonra dayanamayıp ona bir kere daha mesaj attım. o mesajımı da gördü ama yine takmadı...
        Sustum. Onu anlattığım insanlara konuşmuyoruz dedim. Dudaklarımdan başka bir kelime çıkmıyordu. Sonra "uuf banane salak işte sanki ben de ona meraklıydım" gibi bir küçümseme ve kahkahalarım. Hepsi sahteydi. Kendime bile fark ettirmedim. Limon.. Özlemiştim onu da Badem gibi. Şimdi ikisi de yoktu yanımda. Tamamiyle yanlızdım yine.
      Ve sonra okuldan birine taktım. Sürekli bakışıyorduk. Sınava aynı sınıfta girmiştik. Konuşmuştuk. İsmimi söyleyince daha çok etkilenmiştim ondan. Neden bilmiyorum ama ismin onun dudaklarından dökülünce çok çekici gelmişti. Sonra onun en yakın arkadaşlarımdan birinin facebook ta fotoğraflarını beğendiğini üstelik sevgilisi olduğunu öğrendim. Dudaklarımı öne doğru büzüp omuz silkiyorum bunları düşünürken. Sürekli bir alaycı tavrım var.
     En son olarak da yılbaşı gecesi içim içimi yemişti. Sürekli Badem'i düşünüyordum. ona bir kere bile seni seviyorum diyemediğimi hatırlayıp "Allah Belamı Versin" diyordum. Bunun üzerinden bir kaç gün geçti ve Ponpon la yolda karşılaştık. Bana Badem e  'seni seviyorum' diye mesaj attığını söyledi. Badem de özür dilemiş ondan. Şöyle bir düşünüyorum o günden beri. Ben Badem e öyle bir mesaj atsam bana cevap bile vermez. Haklı çünkü. o demedi ki "gel bana aşık ol" diye. Ben ne yaptıysam kendim yaptım. Badem in de bir suçu yoktu.
   İşte bunların hepsi birikti birikti birikti... Artık dayanamıyordum. İyice asabileşmiştim. Patlamaya 5 saniye kalmış bir bomba gibiydim. Küçücük bir şey lazımdı. Minicik bir neden...
      Perşembe sabahı herşeyi unutmuş olarak uyandım. Arkadaşlarımda gülüştüm şakalaştım. Bütün gün mutlu olmama rağmen eve geldiğimde bi hüzün çöktü üstüme. Face'e girip ana sayfaya baktım. Limon yeni bir fotoğraf paylaşmış telefonumun ekranında bana bakan gözleri, kumral saçları.. hüngür hüngür ağlamaya başladım. yatağın içine girip kulaklıkları taktım. Aralıksız 3-4 saat kadar ağladım ağladım ağladım. ağlayarak uyumuşum. Neyi kimi düşünerek ağlayacağımı bilemedim. hangi birini düşünsem katıla katıla ağlamaya devam ediyordum. hepsi de çok acıtmıştı canımı. hayallerimi yıkmışlardı. Ne zaman sussam bir şey daha aklıma geliyor yine ağlıyordum.. Ve bunu mrs.talkative' ye anlattım. İsmini Gözyaşı Sendromu koyduk. Hangi birine ağlasam birine ağlasam, Hangi birini Özlesem, Hangi birini unutsam bilemiyorum. Zaten derslerim de kötü ve herkesin sevgilisi var. Bu sefer gerçekten çok yanlızım. Hem de çok.