söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. kendimi anlatmaya nasıl başlayacağımı da bilmiyordum. zaten benim için her zaman zor olan şey şu "başlangıç" bölümüdür. hatta hayatım boyunca bile çoğu şeyde başarılı olamamamın nedeni doğru başlamamak ya da başlayamamak olabilir. neyse neyse en iyisi geçelim bunları. ilk olarak adım melinga falan değil. o bir rumuz. arkadaşlarıma çok bağlı biriyim. belki çok küçük olduğumu düşüneceksiniz ama 8. sınıftayım çoğu düşüncemin yetişkinlerin düşüncelerinden daha olgunca olduğunu düşünüyorum. bu arada 'olgunluk' benim için sadece ve sadece bazı düşüncelerde geçerlidir. aslında oldukça çatlak ya da çılgın biriyim. artık siz nasıl adlandırıyorsanız... buraya hem kendi hayatımı yazmayı yani günlük olarak tutmayı hem de aklımda bazı hikayeler var. onları yazmayı planlıyorum. çikolata ya bayılırım. o benim her şeyimdir. kendimi bu kadar anlatmanın yeterli olacağını düşünüyorum. zaten ben buraya yazmaya devam ettikçe siz de beni daha iyi tanıyacaksınız. şimdi gelelim geçmişime. anlatmam gereken en önemli yere... hayatımın dönüm noktasına...
yaklaşık 2 yıl önce... nisan aylarıydı. sbs sınavına çok az kalmıştı. her gün dersaneye gidiyor sabahtan akşama kadar test çözüyorduk. daha doğrusu başkaları çözüyordu. biz sallıyorduk. öğle tatillerinde ise dersaneden kaçıp bizim evin önündeki fırında limonata falan içiyorduk ben, ŞekerPancarı ve ponpon. o zamanlar ponpon benim en iyi arkadaşımdı. ona herşeyi anlatırdım.
her şey yine üçümüz o pastanede otururken başladı. biz üçümüz limonata içiyorduk ve kıkırdıyorduk. ve sonra hemen çaprazımızdaki masaya o geldi arkadaşıyla. uzun boylu. basketbolcu. kumral. kahverengi gözlü. Badem...
ilk kez o zaman göz göze gelmiştim onunla. ilk kez kalbime işlemişti bir insanın bakışları. ona orada aşık oluvermiştim. oysa ponpon onun burnu kaf dağında bir salak olduğundan yanaydı. kız olmama rağmen onun peşinden gerçekten çok koştum. iki yıl boyunca kalbim sadece onun için çarpmıştı. ama bazı olaylar çoğu şeyi değiştirdi. onunla hiç çıkmadık sadece uzaktan izledim ben onu. o değilde, sarılıp ağladığım, hayallerimi bile anlattığım, minik, omuzlarına göz yaşlarımı döktüğüm canım arkadaşım ponponun ihanetini tatmak çok koymuştu bana. aramızı yapmak için badem ile konuşuyordu. ama badem bana teklif etmek yerine ona teklif etmişti. hem de aramız iyiyken. badem ponpona "melinga aslında güzel ama çok utangaç. okullar açılınca onunla daha iyi tanışıp çıkmak istiyorum" demişti. işte ponpon un bana bunları söylediği gün benim için hayatımın en güzel günüydü. ben de o sevinç haliyle belki de hayatımın en büyük hatasını yaparak facebook da engelini kaldırıp hemen arkadaşlık isteği yolladım. hatta ilk ben ona mesaj attım. salaklık işte. ama hemen her şey olsun istiyordum. hemen konuşmaya başlayalım, arkadaş olalım ve sonra da çıkalım....
o gün akşam feyse girip badem ile konuşmaya başladım. benimle o kadar güzel konuşuyordu ki sanki karşımdaydı ve gözlerimin içine bakarak -hiç olamayan- ikimizin şarkısını söylüyordu. kalbim bir an olsun yavaşlamadan hızla çarpıyordu. o günden sonra neredeyse her gün konuşmaya başladık. ama ben yine bir hata yapıp ona hep ponpon dan bahsediyordum. öyle böyle derken okullar açıldı. tabi biz hala feysden konuşuyorduk ama okulda ne selam veriyoruz birbirimize ne de bir tebessüm ediyor, el sallıyorduk. işte bir gün yine okuldan geldim badem ile konuşuyoruz. bana "ponpon sende online mi?" dedi. ben de "hayır" dedim o da benden ponponu aramamı istedi. badem ona bir şey söylemiş. o da yanlış anlayıp badem'e trip atmış ve feysden çıkmış. tabi ben hemen benim hakkımda bir şey söylediğini düşünerek telefon sarıldım. telefona ponponun annesi çıktı ve evde olmadığını söyledi. bunu badem e söyleyip bilgisayarı kapattım ve heyecan içinde akşamı bekledim. akşam olunca da annemin telefonunu alıp onu aradım. heyecan ve stres içinde badem'in ona ne söylediğini sordum. durdu ve "melingaaaa" dedi üzgün bir sesle. "badem bana çıkma teklifi etti!"
hayat durmuştu. dünya sanki artık dönmüyor gibiydi. orada öylece kalakalmıştım. yere oturdum. telefon kulağımda ağlamaya başladım. telefonun diğer ucundan sesimi duyan ponpon "ağlama" falan demeye çalışıyordu. bense ona hiç bir şey demeden telefonu kapattım ve bağıra bağıra ağlamaya başladım. annem evde değildi. kardeşim yanıma geldi ve ne olduğunu sordu. kapıyı üstüne kapatıp yatağıma uzandım ve kafamı yastığa gömüp öyle ağladım. neden ben değildim de oydu? neden bir türlü olmuyordu? neden o de beni sevmiyordu? hepsinin cevabını ararken kendimi kaybetmiştim soruların arasında.
bunu öğrendikten sonra ilk feyse girdiğim zaman badem e masaj attım ve onunla kavga ettik. ne yapacağımı, nasıl davranacağımı kestiremiyordum. uzun bir süre feyse girmekten korktum. çünkü girersem irademe sahip olamayıp onunla konuşurdum. ne kadar inkar etmesem de onu hala seviyordum.
aradan bir ay geçince ponpon badem in teklifini kabul etti. ben de o zamanlar 'unuttum' 'unuttum' diye dolaşıyordum. tabi ki öyle bir şey yoktu. işte onların çıktıklarını öğrendiğim gün dersanede onu gördüm ve sarılıp mutluluklar diledim. değişmişti ve hayatımın en berbat anını yaşatmıştı bana. küçücüktü, çocuksuydu bir zamanlar ama beni üzmüştü işte. o hep kardeşim dediğim minik kızın hiç büyüyeceğini düşünmediğimi fark etmiştim. ama onu dersanede görünce aslında çok büyüdüğünü düşündüm ve hatta olgunlaştığını.o yıl çok zor geçmişti benim için. bademle hiç konuşmuyorduk, birbirimizin yüzüne bile bakmıyorduk. o yıl en iyi arkadaşım ŞekerPancarı olmuştu. ŞekerPancarı badem ile aynı kulüpteydi. ona beni anlatıyordu hep. sonra da konuştuklarını doğrudan bana aktarıyordu. bir defa badem ŞekerPancarı nın fenerbahçe li bilekliğini alıp oynamaya başlamış. Pancar da onun elleri değdi diye peçeteye sarıp bana getirmişti. ben de onu aynen o şekilde yastığımın altına koymuştum. böylece yanımda olduğunu düşünüp kendimi kandırıyordum işte. diğer taraftan sınıfta bir grubumuz vardı. ismet, ozan, BörtüBörlemez, ŞekerPancarı ve ben. 7. sınıfın ilk dönemi çok iyi arkadaştık. gerçekten kardeştik. ikinci dönem çıkma olayları falan oldu. tabi ben bunlara hiç karışmadım. öyle böyle grubumuz dağıldı gitti. o yıl bayağı boşladım derslerimi. aklım hep badem deydi. bu yüzden sınavım kötü geçti ve bir önceki yıldan neredeyse 50 puan düşük aldım.
şu an ise 8. sınıftayım ve kendimi derslerime verdim. badem i sevmiyorum artık. onu tamamen unuttum. ama biliyorum geçmişe dair beni çok üzen hatıralarım var. ve birazcık deşilirse açılacak yaralar . çünkü biliyorum ki kalbimde hala onun sıcak külleri var. ama onu düşünmediğim için sorun yok. bu yıl zaten son. seneye ayrı okullarda olacağız ve onun yüzünü bile görmeyeceğim. ben böyle mutluyum. hayatımdan memnunum. arkadaşlarımı, yaşamımı seviyorum. ve de yeni bir aşk istemiyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder