Parmağımı porselen kahve fincanının etrafında dolaştırırken tebessüm ederek bir kaç anı hatırladım eskilerden. Zaman öylesine değiştirmişti ki bizi, çocukluğumuzda yaptığımız komik şeyler bir anlık da olsa içimi ürpertmeye yetiyordu.
En çok da ben değişmiştim. O kadar çok onarmıştım ki kırılan kalbimi, artık hiç bir söz, hiç bir şey beni üzemezmiş gibi geliyordu. Güçlüydüm. Ve en iyi yanı da buydu. Ama artık daha çok korkuyordum incinmekten. Yanlızlık, artık daha bir ürkütücü geliyordu.
Masadaki fondünün mumuna ve çilekle çikolatanın uyumuna takıldı bir an gözüm.
"Keşke Süpermen burada olsaydı" dedim içimden. "Keşke onunla bir kere olsun gelseydik böyle bir yere."
O sırada derinlerden bir ses kulaklarımda çınladı.
"Senden nefret ediyorum."
Gülmeye başladım. Kafamı sağa sola salladım. CookieBoob kafasını kaldırıp tebessüm ederek bana baktı.
"Neye güldün Melinga?"
"Hiç" dedim. "Aklıma komik bir anım geldi."
Elimi kahve fincanından çekip arkama yaslandım. Sekiz yılımızı beraber geçirdiğimiz, beraber gülüp, beraber ağladığımız arkadaşlarıma baktım. CookieBoob dümdüz saçlarını beline kadar uzatmıştı. Yüzüne düşen olgunluğunu saçlarının ve boyunun heybeti tamamlıyordu. Kumral kıvırcığım; Marul saçlarını yine 8. sınıftaki gibi yapmıştı. Yüzünde tek bir kusur bile görünmüyordu. Taktırdığı diş telleri onu olduğundan da masum gösteriyordu.Ve sonra Ms.İz.. Sınıfımızın ineğiydi o. Şimdi de fen lisesinde okuyordu zaten. Onun bu kadar değişeceğini tahmin etmemiştim. Saçlarının uçlarını kızıla boyatmış, ayrıca gözlüğünü de çıkartmıştı.
Son olarak ben; sizin bile en son tanıdığınız Melinga değildim. Yıllarca hevesle saçlarımı uzatıp, özenle bakmıştım onlara. En son belime kadar uzundu saçlarım. Ve ben o saçlara kıymıştım.
"Bu kadar yeterli mi?" demişti kuaför. O bile dayanamamıştı saçlarımı keserken. Ama yine kulağımda çınladı bazı sesler. "Kestirme sakın saçlarını, dikkat ettim de tam beline kadar."
Gözlerimi kapatıp "Kesin" dediğimi hatırlıyorum. "Biraz daha.. biraz daha."
En son kuaförden çıktığımda omzumun hizasındaydı saçlarım. Kendimi bütün fazlalıklardan kurtulmuş, yeni biri gibi hissetmiştim. Ama buna alışmam pek kolay olmamıştı.
Ben bile şuan bunu sizlere söylemeye çok utanıyorum. Çünkü çok büyük zorluklarla kazanmıştık birbirimizi ama evet, tahmin ettiğiniz gibi oldu. Süpermen, beni terk etti.
Son zamanlarda bazı sorunlarımız olmuştu. Ben savaşmayı tercih ettim, o gitmeyi. Süpermen diyorum ona ama küçücük sorunlarla bile baş etmeyi bilmeyip, savaşmayan, zora gelince kaçan bir erkeği artık istemiyorum. Bir zamanlar benim kötü zamanlarımda yanımda olmuş, elimden tutup kaldırmıştı. Tam kendine alıştırdıktan sonra da beni kendi karanlığıma terk edip gitmişti. Kahramanım mıydı şimdi o benim? Yoksa düşmanım mı? Nasıl yapabilmişti bunu? Nasıl bu kadar bencil olmayı başarabilmişti?
Yaşadıklarımız çok acıttı canımı sonradan hatırlayınca. Ağladım. Güçlü olmaya çalıştım. Ama ben çabalamıştım ve "Sen güçlü bir kızsın katlanırsın" diye geçiştirilip terk edilmeyi hak etmemiştim. O sonradan sırf TRUE ona kızmasın diye çabaladığım için beni yanlış anlayıp söylediklerini de hak etmedim. Ama bu onun seçimi. Bana onun kararına ve duygularına saygı göstermek düşer. O benden şimdi nefret ediyorsa buna karışamam, engel olamam. Kendi bileceği şey. Ona hiç ama hiç beddua etmedim ama şu ana kadar bana kazık atan herkesten daha çok üzdü beni ve daha çok ahımı aldı. Yapılan hiç birşey karşılıksız kalmaz. Ben onu iyi hatırlamak için elimden geleni yaptım. Ama o ısrarla bana bütün güzel anılarımızı yakıp attırdı. Artık o benim için sadece verdiği sözleri tutamayıp, zora gelince pes edip giden ayrıca benden nefret eden eski sevgilim. Biri bana onu sorarsa aynen böyle bahsetmeyi düşünüyorum. Çünkü bir kere onu düşününce ne olduğunu gördük. O bunu anlamayan bir insan. Herkes değerini kendi biçer ve onun hak ettiği değer de bu.
Bizim kızlara o gün bütün yaşadıklarımı anlattım. Balo gecesini, Karamel'i, Süpermen'i.. Öylesine güzel bir gün geçirdik ki. Güldük, eğlendik, yanımızda olduk birbirimizin. O kadar yıl sonra eskimeyen, yıpranmayan saf ve masum arkadaşlığımızın tadını çıkardık. Çok seviyorum onları. Kötü zamanlarımda olan herkese, bütün arkadaşlarıma minnettarım. Mırıl'a, TRUE'ya, Elitro'ya, Laci'ye Candice'a Momsen'a, BonJovı'ye... Umarım onlar hep yanımda olurlar ve beni hiç bir zaman terk etmezler.
Hey Jude!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder