Her aşk güzeldir ve her güzel şeyin bir sonu vardır. Ben genelde güzel olan kısmını pek yaşamam. Benim aşklarımda hep bitişler ön planda olur. Bu sefer de öyle oldu. Karamel her aklıma uğradığında kalbime bir bıçak saplasa da sanırım onu unutmanın tam vakti.
Çok şey oldu. "Bunu da yaparsa unuturum onu, silerim" dediğim her şeyi yaptı. Ama ben onu bir türlü silemedim. Zihnimde yeniden canlandırdım onu. Aşkını hep taze tuttum.
Oysa şimdi hayat onu benden her ne kadar eskidiğini bilseniz de çöpe bir türlü atamadığınız ayakkabılarınız gibi çekip alıyor. Ve yine de biliyorum.. Bu herkes için en iyisi oldu.
Olayı başından anlatmak gerekirse her şey Süpermen'in beni o sabah aramasıyla başladı. Karamel ile konuşup bana iyi haberler getirmesini dört gözle bekliyordum. Buna rağmen içten içe hep kötü düşünüyor, kendimi hazırlıyordum. Kötü haberi duymadan onu unutturmuştum kendime.
"CehennemSuratı seviyor yani?" diye sorduğumda "Onu sevmeseydi korumazdı galiba dediğini hatırlıyorum"
Onu sevmeseydi korumazdı..
Derin bir nefes alırken buna ne kadar da ihtiyacım olduğunu fark ettim. Birinin beni Sevmesi ve Koruması..
Son derece iyi hissediyordum ama. Kendimi buna alıştırmıştım nasıl olsa değil mi?
Bir kaç kelime daha sarf ettikten sonra Süpermen sanırım o an duymaya en ihtiyacım olan şeyleri söyledi. "Ben senin hep arkandayım"
Telefonu kapatır kapatmaz paniğe kapıldım. Kendimi o kadar çok yalnız hissediyordum ki kendi kendime durup güvenilir bütün arkadaşlarımı hatırlattım. Mırıl, Pancar, TRUE, Süpermen, Momsen, Candice, BonJovi, Laci, Özge, İsmail, Kaleci, Fenasi, Iron, Metalci ve diğerleri..
Bu olayın üzerinden yaklaşık iki hafta geçtikten sonra tamamen toparlanmış kendime gelmiştim. O kadar mutluydum ki Mırıl ile beraber alışverişe çıktığımız gün bütün gün boyunca neşemin kimsenin bozamayacağına emindim.
Ama öyle olmamıştı.
Şu filmlerdeki, dizilerdeki kötü bir haber alınca bardağı elinden düşürme olayları bana hep sallamasyon gelirdi. Tam anlamıyla yaşayınca anladım ne kadar gerçek olduğunu. O kötü haber öyle bir hiç beklemediğiniz anda beklemediğiniz bir şekilde geliyor ki eliniz ayağınız tutmaz oluyor ve birden dünya duruyor.
O gün Mırıl ile harika zaman geçirdikten sonra eve gelip bilgisayarın başına oturmuştum. Masanın üzerindeki bardağı elime alıp mutfağa götürmek üzere sandalyeden kalkmıştım ki Mrs.Momsen'den bir mesaj geldi. olduğum yerde telefonu elime alıp mesaja baktım.
"Karamel okuldan gidiyormuş"
Dünyam başıma yıkıldı cümlesinin tam olarak anlamı buydu sanırım. Birden ellerime öyle bir uyuşukluk geldi ki elimdeki bardak kayıp halının üzerine düştü. Birden gözlerim dolmaya başladı. Hemen Süpermen'e mesaj atıp doğru mu diye sordum. Ama mesajı atarken hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve ayakkabılarımı giyiyordum. Hızla merdivenlerden indim ve koşa koşa Mırıllara gittim. Öğrendiğim şeyi anlatınca Mırıl da ağlamaya başladı. Gözlerimdeki yaşlar yanağımdan sicim gibi akarken hissettiğim tek şey onun yokluğunun verdiği acı olmuştu.
Mırıllardan çıkıp halamlara gittim. Çağla Ablama anlattım. Sonra da oradan eve döndüm. İşin aslı şu ki Vatos da Karamel de okuldan gidiyor. Karamel Manisa'ya gidiyormuş. Orada tek kalacakmış. Akşam Süpermen'i arayıp hepsini sordum. Ona sonsuz teşekkür ediyorum. Yine " Ben hep senin arkandayım, ağlama sakın, üzülme" gibisinden şeyler söyledi. Ve gerçek manasıyla içimi rahatlattı.
Sonra True'yu aradım. Karamel'i aramamı söyledi. Odamın içinde dört döndüm. Ve iyice düşündüm. Kendime hiç şans vermediğimi fark ettim. Hiç kendi kararlarıma güvenmediğimi, kendime güvenmediğimi. Aslında ihtiyacım olan sevgi başkalarında değildi. Kendi içimdeydi. Kendime daha çok vakit ayırmalı, kendimi sevmeli ve güvenmeliydim.
Son kez kendime bir soru sordum. "Melinga. Ne yapmak istiyorsun?"
Kendime bunu sormamla Karamel'i aramam bir olmuştu. Sesini duymak sandığım kadar etkilememişti beni açıkcası. Ve onunla konuşurken bir şey fark etmiştim. O doğru insan değildi. Telefonu kapatır kapatmaz bitmişti her şey. Ben onun hep evleniceğim adam olduğunu düşünmüştüm. Çocuklarımın babası, ömrümün geri kalanı demiştim. Ama gerçekten o bunların hiç biri değildi. Her şey bir yana sandığım gibi saf, güvenilir de değildi. O benim hiç bir şeyimdi. Hayallerimi yıkan adamdı o. Çekip giden adamdı. Kimseye güvenilmemesi gerektiğinin bir ıspatıydı bana. O BayanCehennemSurat'ındı. Evet. Yenilmiştim. Ve maç burada bitmişti. Belki 1-0 belki 10-0. Farketmez malubiyet sonuçta. Her türlü acıtır. Bir şeyler kaybettirir. Ama biliyor musunuz? Bazen malubiyet en iyisidir.
Kısacası Karamel hikayesine de noktayı koydum. Sanırım Ted Mosby de olsa böyle yazardı. Kim bilir belki de kendi hayatımın How İ Met Your FATHER ını çekiyorumdur



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder