21 Eylül 2013 Cumartesi

Şimdi Senden Vazgeçmeli

Sanırım ben kendimi kandırmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Kendimi hiç dinlemeyeceğim, susturacağım. Başkalarını dert ederken aslında hep kendi kendime sırtımı döneceğim. Yine kendi düşüncelerimi, kendi kendime görmezden geleceğim...
Dün gece Mrs.True'yu aramadan önce gerçekten unuttum sanıyordum. Değişmiştim çünkü. Her şeye gülüyordum bir kere. İki de bir küfür ediyordum. Erkeklerden tiksinmeye başlamıştım hatta. Tabi bunu kimseye belli etmedim. Bir kaç kişiye bakıyormuş gibi yapıyordum. 
Ama sonra fark ettim ki ben çok büyük bir telaş içindeyim. Kendimi derslerle, kurslarla meşgul ediyordum. Gülüp eğlenerek hatta Karamelle dalga geçerek acımı bastırıyormuşum. Mrs True "Kendini kandırma" dedi. "Şu an sen onu atlatmadın. Üzülmen gerekiyor. Bu kadar çabuk atlatman imkansız"
İşte o konuşmadan sonra telefonu kapatıp anılarıma koştum. Hani okulda hep görüp de görmezden geldiğim anılarıma.
Okulun ilk günü bir kaç kere ağladım. Candice'a anlatacak oldum izin vermedi. Kime anlatmak istesem "Sil, unut artık" dediler. Kimse beni dinlemezken o şeyle kendi başıma boğuşamayacağımı biliyordum. Unutmaktan başka çarem olmadığını da biliyordum. Ve ben de kendimi kandırdım.
Onu, o hep başında ellerini ısıttığı, yaslandığı kalorifer peteğinin orada görür gibi oldum. Sonra onunla gözlerimizin buluştuğu her noktada. Bana ilk "Günaydın" dediği yerde. Otobüs beklediği durakta. Grubuyla takıldığı o kantin masasında...
 Maç izlerken arkadaşlarıyla birlikte yaptıkları tezahüratları duydum. Okulun sessiz koridorlarında baş başa kalıp da birbirimize selam vermediğimiz zamanları hatırladım. 
Nöbetçi masasının orada gülüşü geldi gözümün önüne. Cüzdanımdan küçüklük fotoğraflarını çıkarıp gülerken parıldayan gözlerine baktım. Neredesin be Karamelim. Nereye gittin böyle?
Ve sonra en can alıcı şeyi hatırladım. Sessizce dolan gözlerimi silerken kantinde buldum kendimi. Gidip oturduğumuz masaya oturdum. Başımı cama yasladım. Onu canlandırdım gözümde. Aklıma ilk gelen şey diş telleri oldu. Nasıl da severdim o diş tellerini. Saçının her teline aşıktım. Şimdi yoktu o işte. Ondan kalan tek şey hatırladığım bir kaç hatıraydı. Ve küçüklük fotoğrafları.
Bana ne kadar masum gözüktüğümü söylediğini hatırlarken kulaklarımı kapadığımı hatırlıyorum. Ağlamamak için dişlerimi sıkmıştım hatta. Sonra dayanamadım kalktım o masadan. Arkadaşlarını gördüm. "Onlar burada ama Karamel yok." dedim kendi kendime.
Yokluğu canımı öylesine acıtıyordu ki ne yapacağımı nereye kaçacağımı bilememiştim. Birilerine sarılıp ağlamak istedim, susturdular. Birilerine anlatmak istedim. Yine susturdular. Ve ben de sustum. Onu zihnimden silmeye çalıştım görmezden gelmeye... Unuttum sandım. Oysa daha kabullenememiştim bile.
Karamel, çok özlüyorum seni. Çıksan gelsen öyle güzel olur ki. Seni sadece son bir kez daha görmek için neleri feda ederdim.. Nereye gittin, neden gittin bilmiyorum ama yokluğunu hatırlamak bile üşütüyor beni. Sanki git gide dibe batıyorum. Ve kendimi çok çaresiz hissediyorum.
Koydum Sevinçlerimi Önüme, Baktım Hepsi KARAMEL. Ben kalpten sorunlu, Aşka sorumluydum. Anldım Herşey SENSİN.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder