27 Temmuz 2013 Cumartesi

Bininci Kez Kalbimin Kırıklıklarını Topluyorum..

Anlamıyorum. Hem de hiç anlayamıyorum. Civciv herkesten farklıydı. Masumdu, iyi kalpliydi. Başkaydı o. O telefon konuşması... Sadece bir telefon konuşması onun hakkında düşündüğüm her şeyi gözden geçirmeme sebep oldu. Badem gibi değil diyordum. Ondan sonra başka birini istemiyordum. Kendimi ondan başkasıyla düşünemiyordum. Hatta Françisko'yla bile.
Her şey TRUE ile konuştuktan sonra olmuştu. Onun aslında bir melek olmadığını öğrendim. Sandığım kadar saf, masum.. Aslında en başından beri altında böyle bir şeyin olabileceğini hissedebiliyordum. Ama ne kendime söyletiyor ne de başka birinin söylemesine izin veriyordum. Gerçeklerden uzak, onun nasıl çocuksu bir masumiyete sahip olduğunu izlediğimi sanarak kendimi kandırıyordum. Ta ki o telefon konuşmasına kadar.. Gerçekler bütün acımasızlığıyla yüzüme vurulurken ona 'Dur' demeye imkanım olmamıştı. Birden bire şak diye söyledi.
"O Bir Şeytan.. O saf, masum, suçsuz gözüken bir şeytan"
Bütün hayallerim, umutlarım ve onun adına olan her şey birden uçup gitmişti. Her şey zihnimde darmadağın olmuştu. Söylediklerimin farkında değildim çoğunlukla. Hala kulaklarımda onun hakkında söylediği şey yankılanıyordu. Şeytan..
Ve sonra yine aynı şeyi yaptım. Çaresiz, umutsuz ve küçük düştüğüm anlarda kendimi ezdirmemek, özgüvenimi yitirmemek için yaptığım şeyi. Zaten bunu en başından beri biliyormuş ve önlem alıyormuş gibi davrandım. "Unutmak kolay" dediğimi hatırlıyorum. "Ona asla mesaj atmayacağım. Doğum gününde bile yazmayacağım"
Her ne kadar inkar etsem de kabullenmek çok zor oldu. Kendimi her türlü şeye hazırladığımı sanıyordum. Beni istememesine, duygularımla oynamasına, gözümün önünde başka kızlara sarılıp onları öpmesine, başka biriyle evlenmesine ve hatta benden nefret etmesine bile alıştırmıştım kendimi. Ama bu.. Bu o kadar farklı bir şeydi ki... Bu sefer tam anlamıyla çalışmadığım yerden çıkmıştı. Günlerce bunu düşündüm. Kimseye söyleyemedim. Kimsenin onun hakkında kötü bir şey söylemesini istemiyordum. Adeta kendimle savaştım günlerce. Herkes hata yapabilir dedim. Belki de bazı şeyleri yanlış anlamışımdır. Belki de .True bazı şeyleri yanlış anlamıştır. Civciv'in kuzeni bir anlık öfkeyle olayları öyle bir anlatmıştır ki .True da ondan nefret etmiştir. Ya da Civciv her şeyi içine atmış en sonunda dayanamayıp kuzenine patlamıştır..
Bunlardan hiç biri doğru değildi ama hepsini en ince ayrıntısına kadar düşünüp teker teker hepsinin gerçek olabileceğine inandırmıştım kendimi. En sonunda bu sabah kalktığımda kendimle yüzleştim ve gerçekleri kabul ettim. Bunun ne kadar zor olduğunu anlatmam mümkün değil. Sevdiğim, aşık olduğum çocuk sandığım insan değildi ve bu düşünce kalbimi delip geçiyordu. Ve biliyor musunuz hala da öyle. Bir anda bütün hayatımı değiştirdi. Hayatımın her yerine onu koymaya başladım. Tuttuğu takımı tuttum. Memleketine gidip kendi memleketimmiş gibi sevdim. Onun arkadaşlarını tanımaya çalıştım. Hemşerilerimi kardeşim gibi gördüm bağrıma bastım. Onun dinlediği müzikleri dinledim. Hatta o eski sevgilisine döndüğünde bile saygı gösterdim. Oysa o benim olduğunu sandığım insan bile değildi. O bambaşka birisiydi ve ben bunu görememiştim... Ve hala da görmek istemiyordum. Gerçekler..
Gerçekler gerçekten canımı acıtmıştı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder