Ne olursa olsun en sonunda bir şekilde dönüp dolaşıp Badem'e döndüğümü fark ettim. Her kim karşıma çıkarsa çıksın bir şekilde bitip gidiyor ve ben her seferinde Badem'i yeniden düşünmeye başlıyorum. Karşımdakilere beslediğim duygular ne kadar yoğun olursa olsun hiç bir zaman onun gibi olmuyor. O benim ilk aşkımdı ve hayatıma her ne kadar erkek girerse girsin onun yeri gerçekten çok ayrı. İçimde ona karşı beslediğim aşkın küçük kıvılcımları ve külleri hiç gitmiycek oradan biliyorum. Ve hep dönüp baktığımda aynı sıcaklığı hissedeceğim..
Bunun yanında Badem ile ilgili daha farklı şeyler de fark ettim. Ben onun hep kendine beğenmiş, kötü kalpli birisi olduğunu düşünürdüm. Ama o özünde hiç böyle bi insan değil. Sadece ben onu böyle gördüm. Önceden kendimi beğenmediğim, kendimle savaştığım için hep içimde bir yerlerde onun beni beğenmeyeceği hissi vardı. Ve ben bu yüzden hep onunla savaştım. Hatırlıyorum da.. Eğer ona daha iyi davransaymışım belki durum şimdikinden çok daha farklı olurmuş. Ya da başkaları aracılığıyla söylediğim duygularımı kendi ağzımla söyleseydim..
Her şey bir yana Karamel'i ciddi ciddi unutmaya başladım. Aslında bu beni gerçekten üzüyor çünkü herşey bir anda oldu bir anda kalbimden buharlanıp uçtu sanki.
Hayatımda kimse yok yalnızlık hissiyle boğuşuyorum. Hatta yalnızlıktan ağlıyorum. Hayatıma giren son erkek sanki Karamel miş gibi. O kadar büyük bi umutsuzluk var ki içimde. Tumblr'da sürekli öpüşen yiyişen sarılan çiftler. Sokakta el ele dolaşan çiftler. Televizyonda romantizme boğulmuş çifler. Her yerde, her şeyde, her konuda, her şarkıda. Çiftler, çiftler, çiftler ve ÇİFTLER!
Geberin artık ben tekim !
Şu son iki gündür oldukça ekşınlı ve yalnız geçiyor. Pazartesi günü Mırıl'a iftara gittik. Üçümüz oturup eskilerden bahsettik. Konuştuk, ağladık.. ŞekerPancar'ı da sevgilisinden ayrılmıştı zaten. Ama yine de her zamanki gibi duygusal konuşmayı ve ağlamayı başlatan ben oldum. "Siz çok güzeldiniz" demiştim ŞekerPancarı'na. Ve gözlerim dolmaya başlamıştı. Aslında ağladığım şey tam olarak onlar değildi. Yalnız oluşuma ağlıyordum. Hep yalnız kalacağıma. Kimse Alperen'in ŞekerPancarı'nın gözlerine baktığı gibi benim gözlerime bakmayacaktı. Kimse beni öyle koruyup kollamayacaktı. Yalnızlık hissi öylesine gelip oturmuştu ki içime. Onunla nasıl baş edeceğimi bilmiyordum. Her zaman yaptığım gibi takmayarak geçiştirmeye çalıştım önce. Şimdiyse ağlayarak ondan kurtulmaya çalışıyordum. Ne kadar ağlarsam ağlayayım bir türlü bitmiyordu. İçimde öyle yer etmişti ki hep orda kalacak gibiydi.
Hepimiz hüngür hüngür ağlarken Mırıl birden bir heyecanla "mesaj at lan" dedi. Bunun üzerine hep beraber düşündük ve ŞekerPancar'ı Alperen'e mesaj attı. Bir kaç kelime konuştuktan sonra çocuk bunu çağardı. Okulun oradaki parkta buluşalım dedi. Biz de kabul ettik. Mırıl kalktı hazırlandı üstünü giyindi. ŞekerPancar'ı saçını başını yaptı süslendi. Yalnız saat gecenin 11'i. Ve ŞekerPancarı'nın annesiyle benim annem bizi teravide sanıyor. Gidip Mırıl'ın annesinden de Pancar'ların bahçesinde oturacağız diye izin aldık. Tatlıları tek lokmada ağzımıza atıp evden çıktık. Pancar önde biz arkada koşmaya başladık. Koşa koşa okulun parkının üstündeki yolda geldik ve beklemeye başladık. Yaklaşık 15 dakika içinde Onur ve Alperen yanımıza geldiler.
İkisi yalnız konuşmak için önden yürümeye başladılar. Onur, Mırıl ve ben de taşların üstüne oturup konuşmaya başladık.
"Biliyor musun?" diye fısıldadım Onur'a. "Karamel'i unuttum artık."
Şaşırmıştı biraz. Durup baktı. Sonra sırıttı. Şaşırılmayacak gibi değildi. Onu öyle çok seviyordum ki birden bire unutabilmeme ben de şaşırmıştım.
"Ama kesinlikle doğum gününde ona mesaj atacağım"
"Kesinlikle atmalısın. Doğum günleri önemlidir."
"Evet. Hem de çok"
Böyle dalıp gitmişken Alperen'in kuzeninin sigara içerken Mırıl'ı kestiğini fark ettim. Lacivert düşük bel pantolonu ve parmak arası iğrenç terlikleriyle Mırıl'ın kafasındaki apaçi, kıro, keko özelliklerini fazlasıyla tamamlıyordu.
O tipi, Mırıl'a bakışları ve Mırıl'ın yüzündeki iğrenen ifade üçlüsü yüzünden gülmeme engel olamamıştım. Onur tam ne olduğunu soracakken Alperen ve ŞekerPancar'ı geldiler. Tabi ki de barışmışlardı. İç çekip onlara baktım. Mutlulardı. Çok mutlu.. Ben de mutluydum. Yalnız ama mutlu. Kalabalığın içinde yalnız ama yine de çok mutlu. Belki bir sevgilim olsa yine de yalnız hissedecektim. Hiç sevgilim olmadı nasıl hissedeceğimi bilemiyorum o yüzden. Ama bildiğim tek bir şey var o da sevilmek istediğim. Koşulsuz ve sonsuz sevilmek, benimsenmek ve birisine güvenebilmek. Ve bu onca olaydan sonra sanırım oldukça zor olacak...
NOT: Tumblr'da bloğumu okuyan ve burda ondan hiç bahsetmediğim için kırılan anonim arkadaşım, Özür dilerim. Lütfen anonimlikten çık


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder