Rüzgara karşı yürüyor, saçlarımda dolaşan rüzgarı izliyordum. Onun memleketinde, onun hemşerileriyle, onun ayağını bastığı yerlerde geziyor hatta belki de onun gördükleri şeylere bakıyordum.
Kimdi o?Bademi, Limonu ve bütün geçmişimi silip atmıştım onunla beraber. Birden bire Bety'nin bizi Şişe Cam Tesislerine kadar yürüttüğü güne döndüm. O ıssız, sessiz yolda tartışırken bir an hepimiz susmuştuk. Sessizliğin verdiği huzursuzlukla gözlerimi kapattığım anda onun gözlerini görmüştüm. Bana bakarken gülüşü, başıyla selam verişi..
Birden onun yanımda olmasını öylesine çok istemiştim ki ne Badem ne de başka biri aklıma bile gelmiyordu. Birden bire böyle hayatımın tümü olmuştu işte. Bütün geçmişimi unutturmuş, yepyeni bir sayfa açmamı sağlamıştı.
Gerçekten. Kimdi o?
Güneşte parıldayan altın saçları, upuzun boyu, masumiyetle ve çocuksu bir heyecanla bakan kapkara gözleri vardı. Yüreği tertemiz ve saftı. Namı değer Civciv'im ya da Karamel'im di artık o benim. Franbuazlı pastam, Fıstıklı çikolatam, Elmalı turtam...
Hayatıma giren son erkeğin o olmasını istiyordum artık. Badem'i severken bile başkalarına baktığım, hatta konuştuğum olmuştu. Ama bu o kadar başkaydı ki ne bu hikayenin bitmesini ne de başka birisini istemiyordum.
Bakışları bana öylesine cesaret veriyordu ki daha önce cesaret edebileceğimi hiç düşünmediğim birşey yaptım. Daha önce hiç yapmadığım birşey. Belki de bu dünyada çoğu insanın yapamayacağı birşey... Hatta Civciv'in bile.
Gerçekten. Kimdi o?
Güneşte parıldayan altın saçları, upuzun boyu, masumiyetle ve çocuksu bir heyecanla bakan kapkara gözleri vardı. Yüreği tertemiz ve saftı. Namı değer Civciv'im ya da Karamel'im di artık o benim. Franbuazlı pastam, Fıstıklı çikolatam, Elmalı turtam...
Hayatıma giren son erkeğin o olmasını istiyordum artık. Badem'i severken bile başkalarına baktığım, hatta konuştuğum olmuştu. Ama bu o kadar başkaydı ki ne bu hikayenin bitmesini ne de başka birisini istemiyordum.
Bakışları bana öylesine cesaret veriyordu ki daha önce cesaret edebileceğimi hiç düşünmediğim birşey yaptım. Daha önce hiç yapmadığım birşey. Belki de bu dünyada çoğu insanın yapamayacağı birşey... Hatta Civciv'in bile.
18 Nisan Perşembe günü saat 10 sularıydı. O nöbetciydi bizim de dersimiz boştu. Yaklaşık 1 hafta önce yağmur yağarken bir hayal kurmuştum. Bu hayali gerçekleştirebileceğim aklımın ucundan bile geçmemişti. Gerçi yağmur yağmıyordu. Hem yağmur yağsa bile biz dışarda değildik. Ama ben o hayalimi 'yağmur yağarken' ayrıntısı eksik olsa da gerçekleştirmiştim. Civciv kantinde tek başına otururken gidip ona şöyle dedim "Yanına oturabilirmiyim?"
Eminim çoğunuz şöyle tepkiler verdiniz 'Ha?' 'Ne yapmış???!' Merak etmeyin alışkınım. Çoğu arkadaşıma bahsettiğimde onlarında tepkisi aynen böyle olmuştu..
Tabiki o da şaşırmıştı. Benden böyle birşey beklediğini hiç sanmıyorum.. Kafasını kaldırdı. Telefonunda çalan müziği kapattı ve kulağındaki kulaklıkları çıkardı. "Tabiki de" dedi. Hemen karşısına oturdum. Masaya doğru eğildi. Bir kaç saniye sessizlikten sonra tam nasıl olduğunu sormak için ağzıma açacakken benden önce davrandı ve "Naber" dedi.
Eminim çoğunuz şöyle tepkiler verdiniz 'Ha?' 'Ne yapmış???!' Merak etmeyin alışkınım. Çoğu arkadaşıma bahsettiğimde onlarında tepkisi aynen böyle olmuştu..
Tabiki o da şaşırmıştı. Benden böyle birşey beklediğini hiç sanmıyorum.. Kafasını kaldırdı. Telefonunda çalan müziği kapattı ve kulağındaki kulaklıkları çıkardı. "Tabiki de" dedi. Hemen karşısına oturdum. Masaya doğru eğildi. Bir kaç saniye sessizlikten sonra tam nasıl olduğunu sormak için ağzıma açacakken benden önce davrandı ve "Naber" dedi.
Böylece konuşmaya başlamıştık. Zil çalana kadar konuştuk. Ona bir sürü soru sordum. Her sorumu ayrı bir özenle cevapladı. Bana kendinden, ailesinden, arkadaşlarından, sorunlarından bahsetti. Nereli olduğumu, hangi takımlı olduğumu falan sordu. Soru bulamadığı ve birazcık sessiz olduğu için sürekli benden özür diledi. Ona karşı olan duygularımı biliyordu. Yani ondan hoşlandığımı.. Onun yanına gelip onla konuştuğumu kimseye anlatmayacağına dair defalarca sonsuz bir içtenlikte söz verdi. Konuşma boyunca öyle çok güven vermişti ki bana kimseye anlatmayacağını zaten biliyordum. Bir ara "Numaran var mı" diye sordu. Biliyordum numaramı isteyecekti. Tereddüt etmiştim. Ona numaramı vermek istemediğimi fark ettim. Bu tabiki de çok güzel bir şeydi ama henüz çok erkendi. Daha herşeye yeni başlıyorduk. Ve ben aramızdaki şeyin yavaş yavaş ve tamamen yüzyüze gelişmesini istiyordum. "Evet, var" derken sesimdeki tereddütü anlamıştı. Biraz geriye çekildi ve numaramı istemedi..
Biz onla oturmuş konuşurken ona uzun zamandır öğrenmek için can attığım bir soru sordum. "Ben dışarıdan nasıl biriymiş gibi gözüküyorum sence " dedim. Acaba o beni tanımadan önce nasıl biri olduğumu düşünüyordu?
Arkasına yaslandı ve gülümsedi. Gülümsemesiyle beraber gözleri küçüldü, diş telleri ortaya çıktı. "Sessiz.. Masum" dedi. Yüzündeki gülümseme gittikçe daha çok yayılmıştı. "Çok masum"
Sanki bana aşıkmış ya da dünyanın en güzel, en lezzetli yemeğini tarif ediyormuş gibiydi. Bunları düşünerek şımardım ve dişlerimi göstererek sırıttım. Bakışları adeta içimi eritmeye başlamıştı. O sırada kantinde çalan müziğe kulak verdim
'geceleri uyurken sen sabahı zor getiren ben'
'Şarkılar susuyorken şarkılar yazdıran sen'
"Normalde insanlar dışarıdan sert, asabi ve kendini beğenmiş biri gibi gözüktüğümü söylerler" dedim.
Tekrar gülümsedi kocaman. "Hayır" dedi. "Bana hiç de öyle gelmedi" Kalbimin atışlarını artık ağzımda hissetmeye başlamıştım
Arkasına yaslandı ve gülümsedi. Gülümsemesiyle beraber gözleri küçüldü, diş telleri ortaya çıktı. "Sessiz.. Masum" dedi. Yüzündeki gülümseme gittikçe daha çok yayılmıştı. "Çok masum"
Sanki bana aşıkmış ya da dünyanın en güzel, en lezzetli yemeğini tarif ediyormuş gibiydi. Bunları düşünerek şımardım ve dişlerimi göstererek sırıttım. Bakışları adeta içimi eritmeye başlamıştı. O sırada kantinde çalan müziğe kulak verdim
'geceleri uyurken sen sabahı zor getiren ben'
'Şarkılar susuyorken şarkılar yazdıran sen'
"Normalde insanlar dışarıdan sert, asabi ve kendini beğenmiş biri gibi gözüktüğümü söylerler" dedim.
Tekrar gülümsedi kocaman. "Hayır" dedi. "Bana hiç de öyle gelmedi" Kalbimin atışlarını artık ağzımda hissetmeye başlamıştım
En sonunda zil çaldı. Ayağa kalktım ve "Artık gitmem gerekiyor" dedim. "Peki" diye fısıldadı "Görüşürüz"
Görüşürüz... Badem de balo gecesi vedalaşırken aynı şeyi söylemişti. 'görüşürüz' Bunu gerçekten beni tekrar görmek istediği için söylediğini düşünmüştüm. Oysa görüşmüşmüydük? Tabiki de hayır. Doğum gününde attığım mesaja bile cevap vermemişti.
Gülümseyerek gözlerine baktım. "Görüşürüz" dedim ve arkamı dönüp ordan uzaklaştım.
Görüşürüz... Badem de balo gecesi vedalaşırken aynı şeyi söylemişti. 'görüşürüz' Bunu gerçekten beni tekrar görmek istediği için söylediğini düşünmüştüm. Oysa görüşmüşmüydük? Tabiki de hayır. Doğum gününde attığım mesaja bile cevap vermemişti.
Gülümseyerek gözlerine baktım. "Görüşürüz" dedim ve arkamı dönüp ordan uzaklaştım.
Bu konuşmadan sonra herşey kolay diye düşünmüştüm. Bakışmalar, gülüşmeler, selamlaşmalarla geçiyordu. Gerçekten çok mutluydum. Kendimi hiç olmadığım kadar değerli hissediyordum. Bir sonraki hamleyi ondan bekliyordum. Ve yapacaktı biliyordum. Bana karşı bir adım atacağına gerçekten fazlasıyla inanıyordum. Eski sevgilisinin acısını unutur unutmaz koşarak bana gelecekti. Onda bıraktığım izlenimden emindim. Ama hiç de öyle olmamıştı işte. Çok yanılmıştım. Büyük hayal kırıklığına uğramıştım.
Bizim okula "liseler arası voleybol turnuvası" saçmalığı için gelen kızlardan biriyle bakıştığını hatta konuştuğunu öğrenmiştim. Kızlar bu konudan bahsederken duyduklarıma inanamıyordum. Derin derin nefes alıp ağlamamak için zorluyordum kendimi. İnanamıyordum. O bunu nasıl yapmıştı?
Maf olmuştum. Ağlayarak bu konuda hep bana destek çıkan ve artık abim gibi olan Doğuş'a gidip anlattım ağlayarak. O da bana ağlamamı söyledi ve gidip Civciv le konuştu. Gerçekten o sürtükle aralarında birşey olmuştu ama bunun en büyük sorunlusu onun gerizekalı, cüce, çapkın, sapık, salak arkadaşıydı. 'Vatoz' Emin olun bunlardan bin kat daha fazla iltifatı hak ediyordu. Çünkü benim bu kızla Civciv'in arasını yapmaya çalışmıştı.
Maf olmuştum. Ağlayarak bu konuda hep bana destek çıkan ve artık abim gibi olan Doğuş'a gidip anlattım ağlayarak. O da bana ağlamamı söyledi ve gidip Civciv le konuştu. Gerçekten o sürtükle aralarında birşey olmuştu ama bunun en büyük sorunlusu onun gerizekalı, cüce, çapkın, sapık, salak arkadaşıydı. 'Vatoz' Emin olun bunlardan bin kat daha fazla iltifatı hak ediyordu. Çünkü benim bu kızla Civciv'in arasını yapmaya çalışmıştı.
Çok sinirlenmiştim. Bu sinirin üzerine Doğuş da gaz verince bir hışımla koşarak gidip kızı buldum. Makyajı boyayı yüzüne dayamış, çirkiiin, çirkeeeef, şişkoooo bir yellozun tekiydi. Omzundan tutup çektim 'Civciv e yavşama o benim' gibisinden şeyler söyledim. İşte bu herşeyin içine sıçtığım noktaydı. Bunu yapmam büyük aptallıktı açıkcası. Ama bir anlık sinirle herşeyi yapabileceğimin bir örneğiydi bu işte.
Civciv'e bunu söyleyince gözleri fal taşı gibi açılmıştı ve şaşkınlıkla "Ne yaptın?!" diye sormuştu. Ebeni yaptım çocuk. Ebeni. Madem bilmiyordun ne diye söyledik ki. Hay Allah bir de burdan buyurun. Şimdi ne yapacaktık? Doğus ile beraber bunu söylememiz tam bir aptallıktı. Önce kızın ona bundan bahsedip bahsetmediğini öğrenmeliydik. Tabi öyle birşey olmamıştı. Bana kızdı. Ama karşımday 'Buna nasıl cesaret etmiş' diye Doğuş'a sorarken bile gülmemek için kendini zor tutuyordu. Adım gibi emindim bu çok hoşuna gitmişti
Civciv'e bunu söyleyince gözleri fal taşı gibi açılmıştı ve şaşkınlıkla "Ne yaptın?!" diye sormuştu. Ebeni yaptım çocuk. Ebeni. Madem bilmiyordun ne diye söyledik ki. Hay Allah bir de burdan buyurun. Şimdi ne yapacaktık? Doğus ile beraber bunu söylememiz tam bir aptallıktı. Önce kızın ona bundan bahsedip bahsetmediğini öğrenmeliydik. Tabi öyle birşey olmamıştı. Bana kızdı. Ama karşımday 'Buna nasıl cesaret etmiş' diye Doğuş'a sorarken bile gülmemek için kendini zor tutuyordu. Adım gibi emindim bu çok hoşuna gitmişti
Yine de ona birşeyler söylemem gerekiyordu. Bir kaç teneffüs sonra onu yanıma çağardım ve haklı olduğunu ama çok kıskandığımı söyledim. "Olsun yine de böyle söylememen lazımdı" deyince kafamı eğdim ve tam olarak şöyle dedim. "Sana karşıolan hislerimi biliyorsun. Seni paylaşamazdım özür dilerim.." Lafım biter bitmez birşey söylemesine izin vermeden oradan uzaklaştım. Bir şey söylemezdi zaten de. Ama ben giderken arkamdan bakakaldığına emindim. Muthemelen şuana kadar gördüğü en cesur insanlar arasında 1. Sırada yer alıyordum.
Her şeyi maf etmiştim belki de. Ya da kim bilir belki de zafer benimdi. Çünkü tek bildiğim bir daha o kızla konuşmadığı, hatta arkadaşlık isteğini bile kabul etmediğiydi...
Okulun son haftasına kadar sadece bakıştık. Ne gülümseme, ne selamlaşma. Hiç birşey olmadı kaçamak bakışlardan başka. Okulun son haftası sanki bana karşı bir kaç adım atmaya çalışıyor gibiydi. Ama hemen ardından o unutamadığı eski sevgilisiyle tekrar konuşmaya başladığını öğrendim. Mutlemelen o kaşar onun aklını karıştırıyordu.
Önce Civciv ile Bayan CehennemSurat ın çıktığını öğrendim. Ben yanlarından geçerken Civcivin arkadaşları birden bu konu hakkında konuşmaya başlamıştı. Koşarak tabiki hemen Doğuş'un yanına gittim. Ona bunu sorduğumda bilmediğini söyledi. Gidip Civciv'e sordu. O da "Hayır sadece konuşuyoruz. Sana bunu Melinga mı söyledi" demiş. Doğuş "Evet" deyince sırıtmış.
Her şeyi geçtim ona benim söylediğimi nerden biliyorsun sen çocuk? Yoksa o arkadaşlarına ben yanlarından geçerken bundan bahsetmelerini sen mi tembih ettin? Hem sen neden hep konu benden açılınca aptal aptal sırıtıyorsun? Okulun son haftası neden hep ben neredeysem oradaydın? Neden biz arkadaşlarla oturuyorken aramıza katılıp hep bana baktın? Biz okulun salonunda prova yaparken neden arkadaşlarının yanında değilde salonda tek başına beni izliyordun? Neden karne günü sana iyi tatiller dediğimde 'sanada' diye fısıldarken sırıtarak ve utanarak başını yere eğdin? Ben bunların bana gelme çabası olduğunu sanıyordum. O kızla konuşman seni bana daha fazla yöneltti sanıyordum. Ama sen neden bunca şeye rağmen seni terk eden o eski sevgilini seçtin? Seni bu kadar seven biri varken neden ben değilde Bayan CehennemSurat?!! Bunların bir açıklaması vardır tabii. Ama istemiyorum. Tek kelime dahi duymak istemiyorum. Beni, kalbimi, hayallerimi, güvenimi param parça ettin, ezip geçtin. Beni, bizi maf ettin.
Son aşkımdın öyle kalacaktın. Şimdi ne oldun? Ne olacaksın?
Her şeyi maf etmiştim belki de. Ya da kim bilir belki de zafer benimdi. Çünkü tek bildiğim bir daha o kızla konuşmadığı, hatta arkadaşlık isteğini bile kabul etmediğiydi...
Okulun son haftasına kadar sadece bakıştık. Ne gülümseme, ne selamlaşma. Hiç birşey olmadı kaçamak bakışlardan başka. Okulun son haftası sanki bana karşı bir kaç adım atmaya çalışıyor gibiydi. Ama hemen ardından o unutamadığı eski sevgilisiyle tekrar konuşmaya başladığını öğrendim. Mutlemelen o kaşar onun aklını karıştırıyordu.
Önce Civciv ile Bayan CehennemSurat ın çıktığını öğrendim. Ben yanlarından geçerken Civcivin arkadaşları birden bu konu hakkında konuşmaya başlamıştı. Koşarak tabiki hemen Doğuş'un yanına gittim. Ona bunu sorduğumda bilmediğini söyledi. Gidip Civciv'e sordu. O da "Hayır sadece konuşuyoruz. Sana bunu Melinga mı söyledi" demiş. Doğuş "Evet" deyince sırıtmış.
Her şeyi geçtim ona benim söylediğimi nerden biliyorsun sen çocuk? Yoksa o arkadaşlarına ben yanlarından geçerken bundan bahsetmelerini sen mi tembih ettin? Hem sen neden hep konu benden açılınca aptal aptal sırıtıyorsun? Okulun son haftası neden hep ben neredeysem oradaydın? Neden biz arkadaşlarla oturuyorken aramıza katılıp hep bana baktın? Biz okulun salonunda prova yaparken neden arkadaşlarının yanında değilde salonda tek başına beni izliyordun? Neden karne günü sana iyi tatiller dediğimde 'sanada' diye fısıldarken sırıtarak ve utanarak başını yere eğdin? Ben bunların bana gelme çabası olduğunu sanıyordum. O kızla konuşman seni bana daha fazla yöneltti sanıyordum. Ama sen neden bunca şeye rağmen seni terk eden o eski sevgilini seçtin? Seni bu kadar seven biri varken neden ben değilde Bayan CehennemSurat?!! Bunların bir açıklaması vardır tabii. Ama istemiyorum. Tek kelime dahi duymak istemiyorum. Beni, kalbimi, hayallerimi, güvenimi param parça ettin, ezip geçtin. Beni, bizi maf ettin.
Son aşkımdın öyle kalacaktın. Şimdi ne oldun? Ne olacaksın?

"Zaman her şeyin ilacı" derler... Ben öyle bi' tesellide bulunmayacağım ama senin bunların hepsini zamana bırakman gerekiyor Melinga. Elbet her gün düşünüyorsundur fakat belki zamanla artık başka bi' gözle bakacaksındır olaya. Unutma daha önünde koca bir hayat var. Hiç kimsenin seni üzmesine izin verme. Hoşça kal. :) -P. Y.
YanıtlaSilCok tesekkür ederim beni okudugunuzu ve yanımda oldugunuzu bilmek bile güzel
YanıtlaSil