2 Ağustos 2013 Cuma

Ve Tam İhtiyacınız Olduğu Anda "Süpermen" Çıkıp Gelir


Öylesine derin bir depresyonun, hayal kırıklığının içindeymişim ki kendi hislerimi göremez olmuşum. Unuttum sandığım şey Civciv değil, Bademmiş. Açık konuşmak gerekirse Ponpon olayı ve onu o kadar süre beklememe rağmen Badem'in gelmemesi beni o kadar incitmiş ki hala içimde o zamandan kalma hevesler var. Biliyorum onları, yaptıklarını asla unutamayacağım. Belki de ikisini de affedemeyeceğim. Ama şuan önemli olan bunlar değil. Onları düşünmeyeceğim. Önümde düşünmem gereken uzun bir hayat var. O hayata yoğunlaşmak yerine onları düşünerek vakit kaybedemem. Ve şuan düşünmem gereken insan onlar değil. Civciv. Yani yeni rumuzuyla Karamel.
Mrs.TRUE'nun sözleri her gün her saniye kulaklarımda çınlamıştı. Artık bunları düşünmek istemediğim için Karamel'i de düşünmeyi bırakmıştım. Ki aslında tam olarak bırakmak, unutmak değil. Sanki kitapta onun olduğu sayfanın kenarını katlayıp bir süreliğine okumayı bırakmış gibiydim. Tuhaf hissediyordum tabii. Konduramıyordum. Sonra bu duyguya alışınca da unuttum sanmıştım. Bugün anladım ki bu unutmak değilmiş. Ve bugün kitabın o sayfasını tekrar açıp kaldığım yerden okumaya devam ettim. Daha büyük bir istek, daha büyük bir heyecanla hem de.
Bugün namı değer o Büyük Buluşmalardan birisi yaşandı. Mrs.TRUE beni Karamel'in kuzeniyle tanıştırdı. Öylesine iyi bir çocuk ki resmen beni içinde bulunduğum bilinmezlikten kurtardı. Bu yüzden ona Süpermen diyeceğim...
Sabah bitkin bir şekilde kalkıp bilgisayarın başına geçtim. Salak salak Facebook'ta, Tumblr'da, Twitter'da dolaşırken Face'den bir mesaj geldi 'Klik!'
Hemen Face'in olduğu sayfayı açtım. Mrs.TRUE mesaj atmıştı. "Kanka Süpermen le bugün buluşuyoruz!!"
Mesajı okuyunca beynimden vurulmuş gibi oldum. Bir kaç kelime bir şeyler saçmalayıp ayağa kalktım. Hazırlanmaya başladım. Saçlarımı yıkadım. Mırıl'ı aradım, haber verdim. O da koşa koşa bize geldi. Beraber ne giyeceğime falan karar verdik. Saçımı makyajımı hallettik. Ve oturup Mrs.TRUE'yu beklemeye başladık.
O da saat 4 civarı aşağıya inmem için mesaj attı. Hemen evin anahtarını alıp ve ayakkabılarımı giyip aşağıya indim. Mırıl eve biz de Süpermen le buluşmak üzere yürümeye başladık. XXXX lisesine kadar yürüyüp Süpermen gelene kadar bekledik. O gelince de sahilde bir kafeye gidip oturduk. Başlarda sürekli susuyordum. Bir şeyler sormaya korkuyordum. Elim ayağım titriyordu. Öylesine heyecanlıydım ki. Ya Süpermen bana Karamel hakkında kötü bir şey söylerse? Ya kendimi tutamayıp ağlarsam? Korkusu vardı içimde. İşte bu yüzden sustum.
Biraz zaman geçtikten sonra Mrs.TRUE  bana döndü. "İşte burada. İstediğini sorabilirsin" dedi. Dönüp ona ve Süpermen'e baktım. "Sen anlat işte" dedim. "Onu tanıyan sensin.."
"Bak ben seni üzmek istemem gerçekten" dedi. Bunu duyunca içimi garip hisler kaplamıştı nerdeyse ağlayacaktım. Neden böyle demişti ki şimdi? Çok mu kötü şeyler anlatacaktı bana?
Dikkatlice onu dinlemeye başladım. BayanCehennemSurat'tan bahsetti. Önceden bu kızla Süpermen çıkıyomuş. Karamel ondan hoşlandığı için ayrılmış. Sonra kızla Karamel çıkmaya başlamışlar. "Kız tam bir orospu" dedi. "Zaten bence Karamel artık onu hiç sevmiyor"
Bana üzülmeni istemiyorum demişti ama bu haber oldukça iyiydi. Sevinmiştim. Tebessüm ettim.
Sonra ben anlatmaya başladım. Her şeyi. Baştan sona. Anlattım. Bazı yerleri geçiştirdim tabi. Sanırım bi kaç kelime daha etseydim hüngür hüngür ağlayacaktım ama zafer benim! Gözlerim dolmadı bile.
Yaklaşık 2 saat falan oturduk. Güzeldi. Güzel şeyler öğrenmiştim çünkü. Bir ara benim telefonum çaldı ve masadan kalkmak zorunda kaldım. O sırada Süpermen Mrs.TRUE'ya "Melinga CehennemSurat'a bin basar. Gerçekten güzel kız" demiş. Bunları duyunca aklıma ilk gelen şey Trabzon Spor maçında attığımız goller olmuştu. Sanırım şimdi ben 3-2 öndeydim. Bir sonraki gol içinse ne yapacağımı çok iyi biliyordum. Umutluzluk saçmalıklarını bir kenara bırakıp ona doğum gününde mesaj atacaktım. Onur'a da olduğu gibi bu fikrimden Süpermen'e  de bahsettim. Ona kalsa hemen bugün mesaj atmalıydım. "Onu önemse" dedi. "Mutlaka ciddiye al." Karamel'i bu kadar iyi tanıyan birinin bana taktik vermesi hem hoşuma gitmişti hem de bazı şeyleri kafamda oturtmama, karar vermeme yardımcı olmuştu.
Akşam üstü eve döner dönmez Mırıl'a koştum, herşeyi anlattım. O da benimle aynı fikirdeydi. Ayrıca benden daha heyecanlıydı. Allah'ım böyle bir arkadaşa sahip olduğum için gerçekten çok şanslıyım.
Mırıllardan çıkıp eve gittim. Akşam yemeğinden sonra bilgisayarın başına oturdum. Karamel dondurduğu Facebook hesabını açmış, hatta şuan çevrimiçiydi. Kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı. Süpermen'e bunu sormak için adeta can atıyordum. Bir yandan da yanında o yeşil noktadan olan ismini izliyordum. Her şey beynimin içinde hızlıca ilerliyor ve yer ediyordu. Hemen fırsat bu fırsat dedim ve fotoğraflarına bakmak üzere isminin üzerine tıkladım. Ama maalesef çok geç kalmıştım. Ben profiline girene kadar çoktan çıkmış, hatta hesabını dondurmuştu. Salak salak ekrana bakarken Süpermen mesaj attı. Ve sahura kadar devam eden konuşmamıza başlamış olduk. Bana tumblr şifresini verdi. Bloğunu düzenledim. Dinlediği şarkıları, Karamel ile olan fotoğraflarını attı. Onun alışkanlıklarından, huylarından bahsetti. Küçükken nasıl olduğunu anlattı. O anlattıkça kendimi Karamel'e daha yakın hissediyor, daha da mutlu oluyordum. Artık Karamel'in kuzeni benim Süpermen'im ve bir numaralı ajanım..

4 yorum:

  1. şans yüzüne gülüyor melinga

    YanıtlaSil
  2. DESENE ARTIK İÇERDE ADAMIN VAR ;;))

    YanıtlaSil
  3. Bence Kuzeni Karamele melinga çok güzel bi kız çok akıllı çok iyi onu kaçırman aptallık olur. salakmısın olom sen desin karameli ikna etsin artık. sen sevilmeyi hak ediyorsun

    YanıtlaSil
  4. güzel şeyler olucak inan bana olmasa bile biz yanındayız. -L.S.

    YanıtlaSil